17 Eylül, 2019

Ülkemizdeki rekor işsizlik değerleri

Kamuoyu ile paylaşmak isteriz ki,  "faizi indir, dövizi düşür ve enflasyon da ayarla" politikası tutarsızdır, stratejik değildir, hedefsizdir ve cin fikirli sığ ekonomi politikası olup, döviz kurunun artması ve enflasyonun bir süre sonra daha da artması riskini taşır.

Ekonomik ortamın kırılganlığı

Aynı anda birçok ekonomik verinin bozuk gelmesi durumuna eğer "Çoklu ekonomik yetmezlik sendromu" adını verirsek; Türkiye aşırı borçlanma, ödenmeyen krediler (400 milyar TL), tutmayan bütçe, olmayan yatırım, gelmeyen yatırımcı ile kısıtlı parasal kaynak içinde durgunluk yaşamaktadır.  Hepimizin bildiği gibi büyüyemeyen ve/veya küçülen bir ekonomi söz konusudur.

Bu ekonomik yetersizlikler ortamında; faiz, enflasyon, kur değişkenleri ile hem faiz düşsün hem kur yerinde kalsın hem de enflasyon düşsün isteği mümkün görünmemektedir, rasyonel değildir ve hatta imkansızdır.

Bütçe açığının kontrolden çıkması

Bütçe açığı, 
2015'de 22,6 milyar TL, 
2016'da 29,3 milyar TL, 
2017'de 47,4 milyar TL, 
2018'de 72,6 milyar TL ve 
2019'da ilk 6 ayda 79 milyar TL’dir. 
2019'daki miktar ilk 6 ayda oluşmuş bütçe açığı olup yıllık bütçe açığı hedefine ilk 7 ayda ulaşıldığını göstermektedir. (Orta vadeli plandaki bütçe açığı hedefi)

Devlet bu bütçe açığını kapatmak için 2019'un ilk sekiz ayında sürpriz bir biçimde TCMB'nin 2018 kâr payı olan 38 milyar TL ve TCMB yedek akçesi olan 41 milyar TL'yi Hazine'ye aktarmıştır. Böylelikle, Merkez Bankası hem özerkliğini kaybetmiş hem de yedek rezervlerini kullandırmış hale gelmiştir.

Hazine ayrıca 2019 yıl başından beri 104 milyar TL de borçlanmıştır.

Tüm bunlara rağmen nakit açığı 68 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

Bütçenin bu halinde bankalarda yapılandırmayı veya yeni bir İstanbul yaklaşımını bekleyen 400 milyar TL miktarında yüzdürülen kredi mevcuttur.

Geçtiğimiz hafta 45 numaralı kararname ile yeni borçlanma idaresi oluşturularak, Hazine'nin içindeki borç idaresi yapısı değiştirilmiştir.

Doğrudan borçlanma, hazine garantisi, hazinenin müşteri garantisi, yurt dışına verilen garantilerin tümü borçtur ve günü gelince ödenmek zorunda kalacaktır.

İşsizlik 

İŞKUR verilerine göre yıllık işsizlik artışı %46 seviyesinde olup, kişi sayısı olarak 4 milyonu geçmiştir. Genç işsizlik ise İŞKUR verilerine göre tarihi bir rekor kırarak %38'e ulaşmış ve 1,52 milyon genç işsiz ile rekor düzeye çıkmıştır.

İŞKUR işsizlik sigortası birikimleri yerel seçimler öncesi göstermelik ve geçici istihdam projeleri ile kullanılmıştır. Burada rahatsız edici olan, evde oturanların çalışır hâlde gösterilmiş olması iddiasıdır.

Diğer taraftan cin fikirli bir başka proje de 1 Suriyeli istihdam eden işverene 1 de Türk işçi istihdam ederse, 11.400 TL parasal destek sağlayan istihdam projesidir. 

Türk işçisinin, bir Türk vatandaşının çalışması veya iş bulması olasılığı bir Suriyeli geçici sığınmacının işe alınması ön şartına bağlanamaz. 

Ekonomi

Ekonomide doğrudan üretimi arttırmayan hiçbir politika başarıya ulaşamaz. Esnafın, firma sahibinin ve/veya sermayedarın borçlarını yapılandırmadan veya doğrudan tüketicinin banka borçlarını da yapılandırıp ertelemeden, krizi çözmek bu aşamada artık hayaldir.

Vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmeden, ailedeki genç işsize iş bulamadan bu ekonomik kriz ortamından ve ekonomik durgunluktan çıkmak da mümkün görünmemektedir. Ekonomi şu anda yoğun bakımda uyutulmaya devam edilmektedir. Sorun sadece ekonomi olmaktan çoktan çıkmış durumdadır.

Türkiye, ekonomi modelini / sistemini değiştirerek yeni bir hikâye yazmak, yeni bir üretim stratejisi oluşturmak zorundadır. 

Ekonomiyi yönetmeyi bir türlü beceremeyen, ekonomik tercihleri sürekli vatandaşın aleyhine, yandaşın lehine kullanan bu yönetim; yaşanan ekonomik durgunluğun, yüksek enflasyonun, yüksek işsizliğin ve nihayet faiz, kur ve enflasyonun kontrol edilememesinin ana sorumlusudur.

Türkiye'de sanayide ve tarımda yeni bir üretim modeli oluşturup yapısal sorunlara ortak akıl ile birlikte el atılmadığı sürece; ekonomik / siyasi krizlerden çıkılması, ülkenin düzenli olarak büyümesi, Dünya ile üretimde teknolojide rekabet edilmesi ve kalkınılması mümkün olmayacaktır. 

Kalkınma vatandaşın evine huzur içinde ekmek götürüp, iş ve aş bulması ve üretmesi ile mümkün olur. Gençlerin ise gelecek için umut beslemesi ve çalışabilmesi, ekonomiye yeni fikir ve güç olarak katılmaları ile mümkün olur.

Geçen hafta ekonomi ile ilgili alınan tüm kararların, faizlerin zorla düşürülmesi, kur ve enflasyonu da aynı şekilde düşük tutma eğilimlerinin geçici, etkisiz ve sadece günü kurtarmaya yönelik denemeler olduğunu belirtmek isteriz.

İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanlığı