"Sayın Erdoğan, milletimiz çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu?’’

GERİ DÖN

Grup Konuşmaları

"Sayın Erdoğan, milletimiz çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu?’’

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 5 Ocak Çarşamba günü TBMM grup toplantısında;

Yeni yıla zam kâbusuyla giren milletimize, milletimiz çarpıldıkça gözlerindeki ışıltıdan bahseden Hazine ve Maliye Bakanı’na, Uşak’taki esnaf ziyaretimize, pandemide büyük mücadele veren sağlık çalışanlarımızın iktidar tarafından hâlâ verilmeyen haklarına, ülkemizi terk etmek zorunda kalarak geleceğini yurt dışında arayan doktorlarımıza dair görüşlerimizi paylaştı.

İktidarın eğitim politikalarımızda açtığı yaraya çözüm olmak; eğitimin kalitesini artırmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak, nitelikli ve iyi insanlar yetiştirmek için hazırladığımız İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’mizi tanıttı.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, yeni yılla birlikte gelen zamlara ilişkin; ‘’Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının dolandırıcıları bile kıskandıran yönetim anlayışı sağ olsun; yeni yılın daha ilk saatlerine rekor seviyede zamlarla girdik. Artık takke düştü, kel göründü. Vicdansızca yapılan bu rekor zamlar iktidarın beceriksizliğinin bir vesikasıdır.  Bu iktidarın bu saatten sonra Türkiye’ye vereceği tek şey daha çok yoksulluk ve daha çok acıdır. Bu kadar basit.’’ dedi.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, sayın Erdoğan'ın ekonominin başına Nurettin Nebati'yi getirmesine ilişkin; "Ekonominin e’sinden anlamayan insanları göreve getirdin. ‘Damat kadar başınıza taş düşsün.’ derken damadının manevi halefi Nurettin Nebati gibi bir liyakat abidesini ekonominin üstüne meteor gibi düşürdün. Sana kaç kere söyledim. ‘Önce ekonomiye olan güveni tesis edeceksin. Bunun başka yolu yok.’ dedim. Peki sen ne yaptın? Aynı hataları inatla tekrarladın. Ekonomiye güven aşılayacağına herkesi dehşete düşüren adımlar attın. Hazine’nin başına bakan diye getirdiğin Nebati Kuyruklu Yıldızı, milletimiz çarpıldıkça utanmadan gözlerindeki ışıltıdan bahsediyor. Hâl böyleyken şimdi ben de sana sormak istiyorum sayın Erdoğan. Vatandaş çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu?" dedi.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener 2021 yılında yaptığı il gezilerine ilişkin; "İktidar yan gelip yatarken, saraydaki sefa tüm haşmetiyle sürerken ben ve arkadaşlarım 2021 yılını; meydanlarda, sokaklarda, dükkânlarda geçirdik. Çaresizlerin yükselen sesi olmak için 12 ayda, 59 ilimizde, 174 ilçemize gittik. Milletimizin derdine derman olmak için bir yılda 115 bin kilometre yol yaptık.  Nitekim geçtiğimiz hafta da Uşak’taydık. ‘İşler nasıl?’ diye sorduğumda esnaflarımız; ‘Türkiye’de olduğu gibi kötü, zor, durağan.’ diyor. Dikkat edin. Cümleye; “Türkiye’de olduğu gibi” diyerek başlıyorlar. Neden biliyor musunuz? Çünkü her yerde durumun aynı olduğunu biliyorlar. Çünkü iktidar kendi kendine şahlanırken milletin borçlandığını biliyorlar. Çünkü memleketimizdeki kötü gidişatı onlar da görüyorlar." dedi.

Genel Başkanımız pandemide büyük mücadele veren sağlık çalışanlarımızın sorunlarını dile getirirken; ‘’Biliyorsunuz sayın Erdoğan, geçtiğimiz sene sağlıkçılarımıza; ‘Hakkınız ödenmez.’ dedi. Nitekim dediğini de gerçekten yaptı, haklarını ödemedi. Birazcık ek ödemeyi Aralık ayında verecekti. Ama yine ödemedi. Sonraki bahara bıraktı. Buradan sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Sağlık çalışanlarımız, senin danışmanların gibi 5-10 maaş istemiyor. Istakozlu ziyafetlerde de gözleri yok. 12 bin liralık hesap da ödemiyorlar. Sadece hak ettikleri maaşı almak istiyorlar. Uzun nöbet sürelerine, pandemi dönemindeki yoğun bakım çalışmalarına rağmen bir sağlık çalışanımızın bir saatlik nöbet ücreti sadece 16 lira. Asgari ücretin altında maaş alan sağlık çalışanlarımız var. Hiç mi utanmıyorsunuz kardeşim siz?’’ diye konuştu.

Yurt dışında yaşayan bir doktorun mesajını paylaşan ve geçtiğimiz yıl Türkiye’yi terk edip geleceğini başka ülkelerde arayan doktorlarımıza değinen Genel Başkanımız; ’’Buradan yurt dışına giden ve gitmek için hazırlık yapan çok değerli hekimlerimize sesleniyorum. Lütfen sabredin. İlk seçimlerden sonra sayın Erdoğan ve onun kurduğu bu ucube düzen gidiyor. Bundan emin olun. O sandık gelecek ve Türkiye iyi kadrolarla, iyi insanlarla güneşli günlere yürüyecek. Siz değerli doktor arkadaşlarımıza hak ettiğiniz itibarı, hak ettiğiniz güveni ve hak ettiğiniz şartları sağlayacağız.’’ dedi.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener iktidarın eğitim politikalarımızda açtığı yaraya çözüm olmak; eğitimin kalitesini artırmak, fırsat eşitliğini sağlamak, nitelikli ve iyi insanlar yetiştirmek için İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’mizi tanıttı.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele alınan ilk başlığın Eğitimde Fırsat Eşitsizliği olduğunu söyleyen Genel Başkanımız; ‘’İYİ Parti olarak tarımsal kalkınmada atacağımız iddialı adımlar ile öncelikle kırsal bölgelerimizi yeniden cazip hâle getireceğiz. Sonrasında ise köy okullarını yeniden açarak taşımalı eğitime süratle son vereceğiz. Son verilere göre eğitime erişimi olmayan ya da kısıtlı erişimi olan ve yasadışı çalıştırılan 720 bin çocuk işçimiz var. İYİ Parti iktidarında çocuklarımızın ellerine, bedenlerinden büyük çekiçler verilmesine asla izin vermeyeceğiz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile eş güdümlü çalışarak çocuk işçiliğine bir an önce son vereceğiz. Eğitimde vazgeçebileceğimiz hiçbir çocuğumuz yok. Bu sebeple 12 yıllık zorunlu eğitim çerçevesinde okullaşma oranlarını alacağımız tedbirler ve sıkı bir denetim anlayışıyla yüzde yüze çıkaracağız.’’ dedi.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele alınan ikinci başlığın Eğitimde Kalite olduğunu söyleyen Genel Başkanımız; ‘’Öğrenme yoksulluğunun önüne geçmek için, eğitimin kaliteli ve sürdürülebilir olması için; ezber temelli eğitimden, beceri temelli eğitime; sınav odaklı eğitimden, süreç odaklı eğitime geçeceğiz. Öğrencilerimizin erken çocukluk eğitiminden başlamak üzere temel eğitimin tüm kademelerinde ilgi, yetenek ve becerilerini ortaya çıkartacak Dijital Dosyalarla Öğrenci İzleme Yöntemi’ni süreç değerlendirmeye uygun olarak uygulayacağız. Böylelikle ülkemizin yetenek yönetimini de değerlendirilmiş olacağız. Temel eğitim boyunca izlenen öğrenciler için okullarda Yöneltme ve Yönlendirme Kurulları oluşturacağız. Bu kurullarda sınıf öğretmenleri, branş öğretmenleri ve rehber öğretmenler bulunacak. Öğrencilerimizin merkezi olarak yapılacak olan başarı ölçme sınavlarından aldıkları puanlar, karne notları ve nitel değerlendirme sonuçları Yöneltme ve Yönlendirme Kurullarında değerlendirilecek. Böylelikle Türkiye’yi sınav ülkesi olmaktan çıkartacak, okullarımızı daha değerli hâle getireceğiz. Öğrencilerimize, ilgi, yetenek ve becerilerine göre sürece dayalı yönlendirme yapacağız.’’ dedi.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele alınan üçüncü başlığın Eğitimde Denetim olduğunu söyleyen Genel Başkanımız; ‘’Bu doğrultuda eğitimde kaliteyi yakalamak için denetim sistemini baştan aşağıya yeniden yapılandıracağız. Üstelik İYİ Parti iktidarında denetim sistemi; kontrol ve değerlendirme ile sınırlı kalmayacak, iyileştirme ve geliştirme süreçlerini de kapsayacak. Ayrıca okulların kendi öz denetimlerini yapmalarını da sağlayacağız. Liyakat esasına uygun bir şekilde görevlendireceğimiz müfettişlerimizle; devlet okulları, özel okullar ve kurslar ile bakanlıklara bağlı eğitim kurumlarının ve belediyelere bağlı her türlü eğitim faaliyetinin eğitim politikaları ile tutarlılığını sıkı biçimde denetleyeceğiz.’’ dedi.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele alınan son başlığın Özel Eğitim olduğunu söyleyen Genel Başkanımız; ‘’Öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, disleksi, hiperaktivite ve otizm gibi sorunları olan çocuklarımızın eğitim ve öğretime uyumu için özel eğitim hizmetlerinin kapsamını ve niteliğini geliştireceğiz. Eğitim fakültelerinin, özel eğitim bölümlerinde tanılama ve uygulama konusunu detaylı olarak güncelleyeceğiz. Kaynaştırma uygulamasına uygun olmayan çocuklarımız için özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen eğitimlerin kalitesini ve süresini artırarak bu kurumlara destek ve teşvikler vereceğiz.’’ dedi.

Her hafta dezavantajlı grupların sözcülerini Milletin Kürsüsü’nde ağırlayan Genel Başkanımız, bu hafta Milletin Kürsüsü’nde sağlık çalışanlarımızın sesi olmak için sözü Derya Tunç’a verdi.

Grup Konuşmasının tamamı…

Aziz milletim, değerli milletvekilleri, kıymetli basın mensupları;

Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

2022 yılındaki ilk grup toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Sözlerime başlarken benim için gurur kaynağı olan bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum.

3 Ocak 2021 tarihi itibarıyla partimizin üye sayısı 512 bin 543 kişi oldu.

Yani İYİ Parti bugün artık yarım milyon kişilik kocaman bir aile.

Bu vesileyle yürüdüğümüz bu kutlu yolda; bize güvenen, omuz veren, güç katan tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Allah bizi sizlere mahcup etmesin.

İyi ki varsınız, iyi ki ailemize katıldınız.

Ayrıca İYİ Parti ailesinin büyüyüp bu günlere gelmesinde emeği geçen teşkilatlarımızda görev alan kardeşlerime de şükranlarımı sunuyorum.

Allah sizlerden razı olsun.

Ailelerinizi, çocuklarınızı görmeme pahasına memleketin dört bir yanında canla başla çalıştınız.

Partimizi bugünlere taşıdınız.

Sağ olun, var olun.

Aziz milletim;

Sayın Erdoğan ve ucube sisteminin elinde milletçe zorluklarla mücadele ederek geçirdiğimiz bir yılı daha geride bıraktık.

Her yeni yaş, her yeni yıl yeni bir umuttur.

İnanıyorum ki yeni yılla birlikte Türkiye makus talihini yenecek, yeni bir siyasi iklim ve kadrolarla hak ettiği huzura erecek.

Bu vesileyle yeni yılınızı bir kez daha kutluyor, sevdiklerinizle birlikte huzurlu, sağlıklı, bol ve helal kazançlı, mutlu bir yıl diliyorum.

Diliyorum dilemesine ama maalesef yeni yıla zam kâbusuyla girdik.

Biliyorsunuz, Ak Parti iktidarı 20 Aralık akşamı; ‘’Faiz indiriyorum.’’ deyip aslında faiz artırarak küçük yatırımcıyı çarpmıştı.

31 Aralık gecesi de elektrikten doğal gaza, akaryakıttan köprülere, vergilerden harçlara, iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla asgari ücretlinin aldığı %50 zammı da çarptı.

Bununla da kalmadı.

Zammı gece yarısından sonra geçerli ilan ederek zamları enflasyondan kaçırıp milyonlarca memur ve emeklimizin yeni yıl zammını da çarpmış oldu.

Ezcümle sayın Erdoğan ve arkadaşlarının dolandırıcıları bile kıskandıran yönetim anlayışı sağ olsun; yeni yılın daha ilk saatlerine rekor seviyede zamlarla girdik.

Doğal gaza konutta %25, sanayide %50 zam geldi.

Benzine 68 kuruş zam yapıldı.

Sadece Aralık ayında LPG fiyatları %80 arttı.

Elektriğe %52 ila %130 oranında zam geldi.

Köprü geçişlerinde çift yönlü tarifeye geçildi.

Değerli dava arkadaşlarım artık takke düştü, kel göründü.

Vicdansızca yapılan bu rekor zamlar iktidarın beceriksizliğinin bir vesikasıdır.

Bu iktidarın bu saatten sonra Türkiye’ye vereceği tek şey daha çok yoksulluk ve daha çok acıdır.

Bu kadar basit.

Sayın Erdoğan biz üzerimize düşeni yaptık.

Bu kürsüden seni defalarca uyardık.

Yanında iş bilen 3-5 kişi vardı. Onların da görevine son verdin.

Ekonominin e’sinden anlamayan insanları göreve getirdin.

“Damat kadar başınıza taş düşsün.” derken damadının manevi halefi Nurettin Nebati gibi bir liyakat abidesini ekonominin üstüne meteor gibi düşürdün.

Sana kaç kere söyledim.

“Önce ekonomiye olan güveni tesis edeceksin. Bunun başka yolu yok.” dedim.

Peki sen ne yaptın?

Aynı hataları inatla tekrarladın.

Ekonomiye güven aşılayacağına herkesi dehşete düşüren adımlar attın.

Hazine’nin başına bakan diye getirdiğin Nebati Kuyruklu Yıldızı milletimiz çarpıldıkça, utanmadan gözlerindeki ışıltıdan bahsediyor.

Hâl böyleyken; şimdi ben de sana sormak istiyorum sayın Erdoğan.

Vatandaş çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu?

Mesela elektrik faturaları %127 artınca; kara kışta doğal gaza yaptığın zamdan sonra senin de gözlerin ışıldıyor mu?

Mesela TÜİK’in makyajlı rakamlarında bile gıdadaki fiyat artışı %43,8.

Ulaşım masrafları %53,6 artmış.

Ev eşyaları %40,9 zamlanmış.

Milletimizi enflasyona ezdirirken senin de gözlerin ışıldıyor mu sayın Erdoğan?

Mesela üreticinin enflasyonu %79’a dayanmış, henüz ürünlere yansımamış %43 zam daha var.

Esnaflarımız, KOBİ’lerimiz, iflasın eşiğindeyken senin de gözlerin ışıldıyor mu sayın Erdoğan?

Mesela pek de örtülü olmayan faiz artırımından sonra; “Dolar düştü, haydi etiketleri indirin.” diye kürsülerden esiyordun.

Peki 31 Aralık gecesi kendi kendini bir kez daha yalancı çıkartıp milletin sırtına zamları bindirince senin de gözlerin ışıldıyor muydu sayın Erdoğan?

Bu millet sana döviz kurlarını arttır diye oy vermedi.

Bu millet sana faizleri yükselt diye oy vermedi.

Bu millet sana hayat şartları iyileşecek, iş imkânları artacak diye oy verdi.

Bu millet sana daha kolay ev sahibi, araba sahibi olmak için oy verdi.

Ama sen sözünü tutmadın.

Milletimizle yaptığın sözleşmeye ihanet ettin.

Artık yeter.

Milletimize daha fazla çile çektirmeye hakkın yok.

Lafı uzatmaya, boş gündemlerle tribünlere oynamaya gerek yok.

Çünkü sen istesen de, istemesen de, kızsan da, bozulsan da millet iradesinden kaçış yok.

O sandık elbet bir gün gelecek ve sen milletimize tutmadığın o sözlerin hesabını vereceksin.

Bunun artık lamı cimi yok.

 

Aziz milletim;

Türkiye’nin çözülemeyecek derdi yok.

Vizyonumuzla, projelerimizle, liyakatli kadrolarımızla; adil ve merhametli yönetim anlayışımızla, milletimize olan sevdamızla biz varız.

Biz buradayız, biz hazırız ve emin olun.

Biz Çözeriz!

Az kaldı.

O sandık çok yakında gelecek ve bu beceriksiz iktidar tıpış tıpış gidecek.

Herkes şundan emin olsun ki o gün geldiğinde tek bir insanımız bile kaybetmeyecek.

Bu iktidar gidince her bir vatandaşımız daha çok kazanacak.

Memlekette bolluk, bereket ve huzur olacak.

Hiç merak etmeyin.

Biz geleceğiz ve Türkiye İYİ Olacak!

Aziz milletim;

İktidar yan gelip yatarken, saraydaki sefa tüm haşmetiyle sürerken ben ve arkadaşlarım 2021 yılını; meydanlarda, sokaklarda, dükkânlarda geçirdik.

Çaresizlerin yükselen sesi olmak için 12 ayda, 59 ilimizde, 174 ilçemize gittik.

Milletimizin derdine derman olmak için bir yılda 115 bin kilometre yol yaptık.

Nitekim geçtiğimiz hafta da Uşak’taydık.

Artan maliyetlerden dolayı hem kendisi hem de öğrenciler için endişe duyan Eşmeli dönerci bir kardeşim diyor ki; “Öğrencilerin karnını doyurabileceği bir döner vardı, ekmek arası döner. Artık o da ucuz değil.

Bir porsiyonu 10 liraya satıyoruz.

Önceden 30 kilo döner takıyordum. Şimdi 10 kilo.

Şu an ev geçindirmede zorlanıyoruz.”

Gözyaşları içinde derdini anlatan 76 yaşındaki bir ablamız; “Eşim hasta, 3 defa kalp krizi geçirdi.

Borçlarımız çok ilerleyince kredi çektim.

Emekli maaşımız oraya gidiyor.

400 lira para da bana kalıyor.

5 aydır kiramı ödeyemiyorum.” diyor.

“İşler nasıl?” diye sorduğumda esnaflarımız; “Türkiye’de olduğu gibi kötü, zor, durağan.’’ diyor.

Dikkat edin.

Cümleye; “Türkiye’de olduğu gibi” diyerek başlıyorlar.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü her yerde durumun aynı olduğunu biliyorlar.

Çünkü iktidar kendi kendine şahlanırken milletin borçlandığını biliyorlar.

Çünkü memleketimizdeki kötü gidişatı onlar da görüyorlar.

Üretici bir kardeşim diyor ki; “Elimizdeki hayvanları kesmek zorunda kalıyoruz.

Borç ödeyemiyoruz başkanım ne yapacağız?

7-8 aylık danalar kesime gider mi?

Gübre atacağız. Bak bahar geldi.

%300 gübreye zam geldi.

Nasıl alacağız?

Üretim kaybı var. Seneye nasıl ekeceğimiz mevcut.

Zarar ede ede nasıl yapacağız biz bu işi?”

Besici bir kardeşim diyor ki; “Biz sütü 3 lira 20 kuruşa satıyorduk.

Fiyatı 4 lira 70 kuruşa çıkardılar.

Ama raflarda fiyatlar 14 liraya çıktı.

Bunun sorumlusu da, suçlusu da çiftçi değil.

Bu sene hiç kimse kurban eti yiyemeyecek.

Çünkü hayvanlarımızı daha 1 yaşına gelmeden kesime gönderiyoruz.

Bir an önce bahar gübresini ucuzlatsınlar.

Yem çok pahalı. Hayvanlarımızı besleyemiyoruz.

Ya Süt Konseyi’ni yeniden toplayıp süte zam versinler ya da yemlerin fiyatını indirsinler.”

Buradan iktidara sesleniyorum.

Ayıptır, günahtır.

Hiçbir şey yapmıyorsanız bile bari bu sese kulak verin.

Yarın, öbür gün besleyecek bir hayvan kalmayınca ne yapacaksınız?

Onu da mı ithal edeceksiniz?

Yapmadığınız bir iş değil ama onun da sonuçlarını hep beraber yaşadık.

Gelin bari bu sefer ithalat lobilerinin değil, üreticilerimizin yanında durun.

Uşak Merkez’de karşılaştığım henüz 12 yaşındaki Gazi Efe isminde bir çocuğumuz diyor ki; “Ülkenin hâli çok kötü. Ekonomi nasıl düzelebilir?

Hiperenflasyona doğru gidiyor ülke.”

Durumun vahametine bakar mısınız?

12 yaşındaki bir çocuğumuz hiperenflasyonu biliyor.

Bunu dert edinmiş, korkarak soru soruyor.

Bu ne demektir biliyor musunuz?

Çocuklarımızdan çocukluluğunu çalmışız demektir.

Yazıklar olsun.

Aziz milletim;

Ne yapanlarsa yapsınlar, hangi tezgâhı kurarlarsa kursunlar biz milletimizle buluşmaya devam edeceğiz.

Vatandaşlarımızın dertlerini, tüm Türkiye’ye duyurmaya devam edeceğiz.

Onların kulakları sağır, gönülleri de milletimize kapalı olsa da biz 2022 yılında da Milletin Partisi olmaya aynen devam edeceğiz.

Biliyorsunuz, pandemide yeni bir fırtına yaşıyoruz.

Virüsün yeni varyantı, büyük bir hızla yayılıyor.

Çevremiz hastalarla doldu.

Bu süreçte, en büyük yük de sağlık ordumuzun omuzlarında.

İki yıldır, büyük fedakarlıkla pandemiyle mücadele eden, sağlık çalışanlarımız çok dertli.

Geçtiğimiz günlerde,

seslerini duyurmam için, sosyal medyadan bana bir çağrı yaptılar.

Ben de onlara;

Haklarını kimseye yedirmemek için, yaşadıkları mağduriyeti çözmek için, Gazi Meclisi’mizden onların sesi olmak için söz verdim.

O nedenle bugün Milletin Kürsüsü’nde bir sağlık çalışanı kardeşimizi ağırlayacağız.

Derya Tunç aramızda.

Buyur Derya kardeşim, söz de kürsü de senindir.

Teşekkür ediyorum Deryacığım.

Aziz milletim;

Biliyorsunuz sayın Erdoğan, geçtiğimiz sene sağlıkçılarımıza; “Hakkınız ödenmez.” dedi.

Nitekim dediğini de gerçekten yaptı, haklarını ödemedi.

Birazcık ek ödemeyi Aralık ayında verecekti.

Anahtar kelime; ‘’birazcık’’

Ama yine ödemedi. Sonraki bahara bıraktı.

Buradan sayın Erdoğan’a sesleniyorum.

Sağlık çalışanlarımız, senin danışmanların gibi 5-10 maaş istemiyor.

Istakozlu ziyafetlerde de gözleri yok.

12 bin liralık hesap da ödemiyorlar.

Sadece hak ettikleri maaşı almak istiyorlar.

Biraz evvel duydunuz.

Uzun nöbet sürelerine, pandemi dönemindeki yoğun bakım çalışmalarına rağmen; bir sağlık çalışanımızın bir saatlik nöbet ücreti sadece 16 lira.

Asgari ücretin altında maaş alan sağlık çalışanlarımız var.

Hiç mi utanmıyorsunuz kardeşim siz?

Ayıptır, günahtır.

Değerli sağlık çalışanı kardeşlerim hak ettiğiniz maaşı almanız için bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Ama hiç merak etmeyin.

Onlar yapmazsa İYİ Parti iktidarında hak ettiğiniz koşullara kavuşmanızı biz sağlayacağız.

Adaletsiz döner sermaye sistemi yerine, emekliliğe yansıyan adil maaşlar almanızı sağlayacağız.

Ayrıca taşeron ve sözleşmeli hizmete de son vereceğiz.

İYİ Parti iktidarında hastalar müşteri, sağlık çalışanlarımız da köle olmayacak.

Sağlık hizmetlerinde uygulanmaya devam eden farklı istihdam modellerini kaldırıp sağlık çalışanlarımızı güvenceli ve kadrolu olacak şekilde tek çatı altında toplayacağız.

Dikkatinizi bir şey çekiyor mu?

Sağlık çalışanlarında envaiçeşit farklı farklı çalışma modelleri var.

Öğretmenlerde envaiçeşit farklı farklı çalışma modelleri var ve her şehre bir üniversite açılıp bu üniversitelerin plansız programsız bölümlerinden mezun

Değerli dava arkadaşlarım,

Şimdi sizinle bir doktorumuzun bu ülkenin yetiştirdiği kıymetli bir bilim insanının bana gönderdiği bir video mesajı paylaşacağım.

İşte size Ak Parti iktidarının doktorlarımıza verdiği değer ve sonuçları.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi terk edip geleceğini başka ülkelerde arayan doktorlarımızın sayısı Türk Tabipler Birliği rakamlarına göre 1.361.

Sağlık Bakanlığı gerçek rakamları gizlese de biz aslında bu sayının çok daha yüksek olduğunu biliyoruz.

Ama sırf bu sayı bile Çapa, Cerrahpaşa, Hacettepe gibi 3 önemli tıp fakültemizin bir yılda yetiştirdiği doktor sayısından fazla.

Durumun vahametine bakar mısınız?

Göç eden doktor sayımız 10 yıl öncesine göre tam 25 kat artmış.

Hâlen yurt dışına göç edip mesleğini oralarda icra etmek için sınavlara hazırlanan doktorlarımızın sayısı ise 10 bine yaklaştığı tahmin ediliyor.

İçlerinde profesörler de var, yeni mezun genç hekimler de var.

En çok tercih ettikleri iki ülke ise Almanya ve İngiltere.

Hani şu bizi kıskanan Almanya ve İngiltere.

Şimdi buradan sormak istiyorum.

Sayın Erdoğan bu insanlarımıza yazık değil mi?

Bu ailelere yazık değil mi?

Onları vergileri ile okutan bu aziz millete yazık değil mi?

Bu ülkenin evlatları neden doğup büyüdükleri toprakları terk ediyorlar?

Neden ata yurduna veda ediyor?

Neden gurbette gelecek arıyor?

Cevabını ben vereyim.

Senin yüzünden sayın Erdoğan, senin yüzünden.

Çünkü sen bu insanlarımızın hayallerini çaldın, umutlarını yıktın, geleceklerini kararttın.

Çünkü sen; “İğne yapmaktan bile aciz.” diyerek, utanmadan sıkılmadan onların itibarları ile oynadın.

Çünkü sen hastaneleri bile küflü zihniyetine alet edip onları Ak Parti teşkilatlarının oyuncağı yaptın.

10 ay önce çıktın; “Tersine beyin göçünü destekliyoruz. Yerli ve yabancı bilim insanlarını araştırmalarına Türkiye’de devam etmeye davet ediyorum.” dedin.

Söyle bakalım sayın Erdoğan, kaç kişi sözüne itibar etti de geri geldi?

Kaç kişi sana inandı, kaç kişi sözüne güvendi?

Bir tane örnek verebilir misin?

Veremezsin.

Çünkü kimse sözüne itibar edip gelmiyor.

Artık kimse sana inanmıyor, kimse sözüne güvenmiyor.

Buradan yurt dışına giden ve gitmek için hazırlık yapan çok değerli hekimlerimize sesleniyorum.

Lütfen sabredin.

İlk seçimlerden sonra sayın Erdoğan ve onun kurduğu bu ucube düzen gidiyor.

Bundan emin olun.

O sandık gelecek ve Türkiye iyi kadrolarla, iyi insanlarla güneşli günlere yürüyecek.

Siz değerli doktor arkadaşlarımıza hak ettiğiniz itibarı, hak ettiğiniz güveni ve hak ettiğiniz şartları sağlayacağız.

Hiç merak etmeyin.

Aziz milletim,

Eğitim, dünyaya açılan en geniş penceremizdir.

Eğitim, bağımsızlığımızın ve gücümüzün teminatıdır.

Eğitim, cumhuriyetimizin bize armağanıdır.

Eğer bugün gençler yurt dışında yaşamanın yollarını arıyorsa, eğer bugün kadınlar kendilerini güvende hissetmiyorsa, eğer bugün çocuklar derin yoksulluk ile karşı karşıya kalıyorsa sebebi eğitim politikalarımızın vasatlığıdır.

Ak Parti’nin devri iktidarında günü kurtarmaya yönelik sözde çözümlerin ülkemizin gerçekleri ile örtüşmeyen ciddiyetsiz adımların, vizyonsuz bir bakış açısının eğitim politikalarımızda açtığı yaraya birlikte şahit olduk.

Maalesef olmaya da devam ediyoruz.

Geçen 20 yılda 8 kere değişen Millî Eğitim Bakanı ve 15 kere değişen Millî Eğitim Sistemi’yle istikrarsızlığın ve beceriksizliğin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz.

İktidarın yanlış, sorumsuz ve liyakatsiz yönetim anlayışı yüzünden bugün ülkemizde fırsat eşitsizliği maalesef kronik bir hâle geldi.

İşte o nedenle İYİ Parti olarak eğitim politikalarındaki vasatlığın önüne geçip ülkemize ve çocuklarımıza reva görülen bu eğri düzene dur demek için İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’ni hazırladık.

Bilimsel düşünceden ve bilimin kılavuzluğundan taviz vermeden; eğitimin kalitesini artırmak, fırsat eşitliğini sağlamak, nitelikli ve iyi insanlar yetiştirmek için planladığımız İyileştirilmiş Eğitim Sistemi milletimize ve memleketimize hayırlı uğurlu olsun.

Aziz milletim;

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele aldığımız birinci başlık; Eğitimde Fırsat Eşitsizliği.

Bugün Bingöllü Murat ile Ankaralı Zeynep, Ordulu Atakan ile İstanbullu Tuğçe Cumhuriyet’imizin sunduğu imkânlardan eşit şekilde faydalanamıyor.

İyi ve dengeli beslenemeyen, ailesinin sosyoekonomik durumu ve eğitim seviyesi yeterli olmayan çocuklarımız fırsat eşitsizliğiyle daha ilköğretimdeyken tanışıyor.

Bunun en acı örneklerini pandemi döneminde yaşadık.

7 yaşında öğretmenine daha yeni alışan Ali’den, 17 yaşında üniversite hayalleri kuran Buse’ye kadar bütün çocuklarımızın içinde bulunduğu dijital uçuruma birlikte şahit olduk.

Sosyal devletin öncelikli görevi eğitimde fırsat eşitliğini ve kaliteli eğitime erişimi sağlamaktır.

Bol miktarda bina dikip içini de niteliksiz kadrolarla doldurmayı değil; ülkenin geleceğini, milletin yararını öncelemektir.

Biz İYİ Parti iktidarında 21’inci yüzyılın gereksinimlerine ve zamanın ruhuna uygun olarak bütün bugün sadece bazı çocukların sahip olduğu fırsatlara bütün çocuklarımızın sahip olduğu adil bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.

Bugün maalesef 1 milyon 248 bin öğrencimiz taşımalı eğitim sisteminde.

Bu çocuklarımızın, bu sistemle sağlıklı ve kaliteli bir eğitim imkânına kavuşması maalesef mümkün değil.

Bu yüzden biz İYİ Parti olarak tarımsal kalkınmada atacağımız iddialı adımlar ile öncelikle kırsal bölgelerimizi yeniden cazip hâle getireceğiz.

Sonrasında ise köy okullarını yeniden açarak taşımalı eğitime süratle son vereceğiz.

Son verilere göre eğitime erişimi olmayan ya da kısıtlı erişimi olan ve yasadışı çalıştırılan 720 bin çocuk işçimiz var.

İYİ Parti iktidarında çocuklarımızın ellerine, bedenlerinden büyük çekiçler verilmesine asla izin vermeyeceğiz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile eş güdümlü çalışarak çocuk işçiliğine bir an önce son vereceğiz.

Eğitimde vazgeçebileceğimiz hiçbir çocuğumuz yok.

Bu sebeple 12 yıllık zorunlu eğitim çerçevesinde okullaşma oranlarını alacağımız tedbirler ve sıkı bir denetim anlayışıyla yüzde yüze çıkaracağız.

Değerli dava arkadaşlarım İyileştirilmiş Eğitim Sistemi kapsamında ele aldığımız ikinci başlık ise; Eğitimde Kalite.

Bugün ne yazık ki ulusal ve uluslararası göstergeler ülkemizde zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın temel bilgi, beceri ve yeterlilik açısından yoksun olduğuna işaret ediyor.

Dünya Bankası’nın verilerine göre Türkiye’de 10 ile 14 yaş arasındaki her 5 çocuğumuzdan 1’i öğrenme yoksulu.

Yani maalesef her 5 çocuğumuzdan 1’i bir metni okuyamıyor.

okusa bile, okuduğunu anlayamıyor.

Üstelik, ülkemizi etkisi altına alan Kovid-19 süreciyle birlikte çocuklarımızın 2 yıldır okullarından uzak kaldığını düşünürsek öğrenme yoksulluğunun da ciddi oranda arttığını söyleyebiliriz.

Eğitimde kalite;

ailede başlayıp, çevrede devam eden,

okulda pekişip, iş hayatında devam eden, döngüsel bir süreçtir.

Bir anlam seferberliği, bir değer yolculuğudur.

İşte bu yüzden biz, İYİ Parti olarak öğrenme yoksulluğunun önüne geçmek için, eğitimin kaliteli ve sürdürülebilir olması için; ezber temelli eğitimden, beceri temelli eğitime; sınav odaklı eğitimden, süreç odaklı eğitime geçeceğiz.

Öğrencilerimizin erken çocukluk eğitiminden başlamak üzere temel eğitimin tüm kademelerinde ilgi, yetenek ve becerilerini ortaya çıkartacak Dijital Dosyalarla Öğrenci İzleme Yöntemi’ni süreç değerlendirmeye uygun olarak uygulayacağız.

Böylelikle ülkemizin yetenek yönetimini de değerlendirilmiş olacağız.

Temel eğitim boyunca izlenen öğrenciler için okullarda Yöneltme ve Yönlendirme Kurulları oluşturacağız.

Bu kurullarda sınıf öğretmenleri, branş öğretmenleri ve rehber öğretmenler bulunacak.

Öğrencilerimizin merkezi olarak yapılacak olan başarı ölçme sınavlarından aldıkları puanlar, karne notları ve nitel değerlendirme sonuçları Yöneltme ve Yönlendirme Kurullarında değerlendirilecek.

Böylelikle, Türkiye’yi sınav ülkesi olmaktan çıkartacak, okullarımızı daha değerli hâle getireceğiz.

Öğrencilerimize, ilgi, yetenek ve becerilerine göre, sürece dayalı yönlendirme yapacağız.

Aynı doğrultuda; ortaöğretim de süreç odaklı olarak yapılacak öğrencilerimizin akademik başarıları, performansları ve alanlarına göre her yıl merkezi olarak yapılacak olan başarı ölçme sınavlarının ortalamaları ile Ortaöğretim Bireysel Başarı Puanları birlikte hesaplanacak.

Ortaöğretim sisteminde yapacağımız iyileştirmelerden sonra kademeli bir şekilde merkezi yerleştirme sistemini kaldıracağız.

Böylece öğrencilerimiz Ortaöğretim Bireysel Başarı Puanları ile girecekleri Yetkinlik Ölçme Sınavlarına göre istedikleri bölümlere yerleşebilecekler.

Aziz milletim,

Müfredat, araç-gereç ve fiziki mekânlar da eğitimde kalitenin diğer önemli bileşenleridir.

Müfredatı her kademe için, çağın ihtiyaçlarına göre, yeniden düzenleyeceğiz.

STEM, kodlama, girişimcilik, inovasyon, proje tabanlı öğrenme programları geliştirerek,

öğretmen ve öğrencilere, her kademeye uygun seminerler sunacağız.   

Okullar arasındaki, fiziki ve altyapı farklarını asgari düzeye indirecek,

ve çok kısa sürede, eğitim şartlarını iyileştirileceğiz.

Her okulda, destek personeli ve sağlık görevlisi istihdam edeceğiz.

12 yıllık zorunlu eğitim sistemimizde, tüm okullar tekli eğitime geçecek.

Ayrıca temel eğitim 5 yıl süreli ilkokul ve 3 yıl süreli ortaokul eğitiminden oluşacak.

Ortaöğretimde ise liseler 4 yıl, mesleki ve teknik eğitim ortaöğretim kurumları da alanlarına göre 3 veya 4 yıl olacak.

İlkokullarda;

Yabancı dil, din kültürü ve ahlak Bilgisi; müzik, resim, oyun ve fiziksel etkinlik dersleri de branş öğretmenleri tarafından okutulacak.

Ülkemizde maalesef, yaklaşık 4 milyon öğrencimiz;

36 ila 50 kişilik sınıflarda eğitim görüyor.

İYİ Parti iktidarında;

Tüm kademelerdeki sınıf mevcutlarını,

24 öğrenci ile sınırlandıracak,

mevcut durumun iyileştirilmesi için, derslik ihtiyaçlarını süratle karşılayacağız.

Eğitimin kalitesini artırmak ve öğretmenlerimizin alanlarıyla ilgili eksikliklerini tamamlamaları için periyodik olarak zorunlu hizmet içi eğitimler vereceğiz.

2019-2020 istatistiklerine göre ortaokul ve lisedeki 1 milyon 584 bin öğrencimiz açık ortaokul ve açık liseye kaydını aldırmış bulunuyor.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi doğrultusunda zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın eğitimlerine açık ortaokul ve liselerde değil, örgün olarak devam etmelerini sağlayacağız.

Aziz milletim,

Kalitenin birinci kuralı, denetimdir.

Denetim olmadan kalite olmaz.

Çünkü denetleyemediğinizi yönetemezsiniz.

Yönetemediğinizi de geliştiremezsiniz.

İşte bu nedenle İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele aldığımız üçüncü başlık; Eğitimde Denetim.

Bu doğrultuda eğitimde kaliteyi yakalamak için denetim sistemini baştan aşağıya yeniden yapılandıracağız.

Üstelik İYİ Parti iktidarında denetim sistemi, kontrol ve değerlendirme ile sınırlı kalmayacak, iyileştirme ve geliştirme süreçlerini de kapsayacak.

Ayrıca okulların kendi öz denetimlerini yapmalarını da sağlayacağız.

Liyakat esasına uygun bir şekilde, görevlendireceğimiz müfettişlerimizle; devlet okulları, özel okullar ve kurslar ile bakanlıklara bağlı eğitim kurumlarının ve belediyelere bağlı her türlü eğitim faaliyetinin eğitim politikaları ile tutarlılığını sıkı biçimde denetleyeceğiz.

Tüm bunların yanında eğitimin niteliğini, kalitesini ve gücünü doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden birisi de şüphesiz ki öğretmenlerimizdir.

İşte bu yüzden eğitim seferberliğimizi, irfan ordumuz, öğretmenlerimiz ile başlatacağız.

Nüfusu, bir milyonu aşan illerimizde en az bir Eğitim Bilimleri Lisesi açacağız.

Bu liselere alanlarına göre %10’luk dilime giren öğrencilerimizin yerleşmesini sağlayacağız.

Ayrıca eğitim fakültelerine girişte taban puanı yükselterek bu programları başarılı öğrencilerin tercih etmelerini sağlayacağız.

Eğitim Bilimleri Liseleri’nden mezun olan öğrencilerimize de kontenjan ve ek puan verip burs ve sosyal imkânlarla destekleyeceğiz.

Millî Eğitim Bakanlığı’na kanunla bağlı olacak Öğretmen Akademilerini de bir an önce hayata geçireceğiz.

Bu akademilerde mesleki ve teknik liselerde öğretmen olmak isteyen ve başvuru kriterlerine uygun adayların pedagojik formasyon eğitimleri almalarını sağlayacağız.

Ayrıca yine bu akademiler aracılığıyla görevdeki öğretmenlerimize mesleki gelişim, akreditasyon, sertifika programları, dijital beceri, uzaktan eğitim teknolojilerinin etkin kullanımı ve öğretmenlik mesleği ile ilgili konularda hizmet içi eğitimler vereceğiz.

 

Aziz milletim;

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’yle birlikte;

nitelikli insan kaynaklarının yetiştirilmesi ihtiyacını karşılamak üzere,

orta öğretimi yeniden yapılandıracağız.

Teknoloji Liseleri’ni hayata geçireceğiz.

Böylece;

ülkemiz için, stratejik öneme sahip teknoloji dikeylerindeki, eğitim programları ile,

yükseköğretim için, önemli bir alt yapı oluşturarak,

üstün nitelikli, tasarımcı ve mühendislerimizi yetiştireceğiz.

Ayrıca;

İş arayan değil, iş kuran ve istihdam edilen mezunlar için;

Mesleki ve teknik eğitimi,

öğrencilerimizin ilgi, istek ve becerilerine göre,

sektörün ihtiyaçlarını da dikkate alarak yeniden yapılandıracağız.

“Üretim içinde eğitim, eğitim içinde üretim” anlayışıyla mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında döner sermaye işletmelerinin geliştirilmesini sağlayacağız.

Döner sermayelerin üretim kapasitelerini arttırıp kurumlar vergisini %1’e indireceğiz.

Tüm bunların yanında İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde özellikle içinde bulunduğumuz süreci de göz önünde bulundurarak çocuklarımızın, psikolojik ve rehber danışmanlık ihtiyaçlarını da unutmadık.

Günümüzde temel eğitim ve orta öğretim kurumlarında her 600 öğrencimize, bir rehberlik öğretmeni düşüyor.

Biz bu sayıyı en az 200 öğrencimize, bir rehberlik öğretmeni ve psikolojik danışman olacak şekilde düzenleyeceğiz.

Değerli dava arkadaşlarım;

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nin bir diğer başlığı da; Özel Eğitim.

Ülkemizde özel eğitime devam eden öğrencilerimizin sayısı son 10 yılda 2 kat artmış olmasına rağmen tanılama ve özel eğitimin kapsamına ilişkin sorunlarımız maalesef devam ediyor.  

Bu yüzden İYİ Parti iktidarında; öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, disleksi, hiperaktivite ve otizm gibi sorunları olan çocuklarımızın eğitim ve öğretime uyumu için özel eğitim hizmetlerinin kapsamını ve niteliğini geliştireceğiz.

Eğitim fakültelerinin, özel eğitim bölümlerinde tanılama ve uygulama konusunu detaylı olarak güncelleyeceğiz.

Kaynaştırma uygulamasına uygun olmayan çocuklarımız için özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen eğitimlerin kalitesini ve süresini artırarak bu kurumlara destek ve teşvikler vereceğiz.

Aziz milletim;

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi önerimiz İYİ Parti iktidarında ülkemiz için kritik öneme sahip olan eğitim alanında atacağımız adımların çerçevesini oluşturuyor.

Tüm çalışmalarımızda olduğu gibi arkadaşlarım, önümüzdeki süreçte,

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’ni de, her zeminde paylaşarak, geri bildirimler alacak;

ve bu çerçeveyi daha da genişletecekler.

Ayrıca, önümüzdeki haftalarda,

Sistem’de yer alan başlıklara dair,

geliştirdiğimiz projelerimizi de, kamuoyu ile paylaşmaya başlayacağız.

Bu vesileyle başta Eğitim Politikaları Başkanlığımız olmak üzere İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’ni oluşturulmasında emeği geçen, katkı sunan, geribildirimde bulunan tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi milletimize, memleketimize hayırlı, uğurlu olsun.

Aziz milletim, değerli dava arkadaşlarım;

Ülkemizi bir karamsarlığın sardığını görüyorum.

Biz, bu karamsarlığı dağıtmaya kararlıyız.

Şart olsun.

Biz bu karamsarlığı dağıtacağız.

Kimse merak etmesin.

Zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Hayat pahalılığının altında ezilen kardeşlerim, hiç merak etmeyin.

Zam yağmurlarında hırpalanmadığımız, zenginlikte eşitlenen bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Hukuka olan inancını kaybeden kardeşlerim; hiç merak etmeyin.

Cübbelerdeki düğmeleri söküp attığımız adil bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

İsraf düzeninden bıkan kardeşlerim, hiç merak etmeyin.

5 müteahhidin değil, milletimizin kazandığı bereketli bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Geleceğe dair umudunu kaybeden genç kardeşlerim, hiç merak etmeyin.

Mülakatla değil liyakatle yükseldiğiniz, hayallerinizi gerçekleştirebildiğiniz bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Ülkemizde var olma mücadelesi veren kadınlar, hiç merak etmeyin.

Kravat takmanın caniliği hafifletmediği, İstanbul Sözleşmesi’nin yaşattığı bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Çocuklarının geleceğinden endişe duyan anneler, hiç merak etmeyin.

Çocuklarımızın önlerinde uçurumların değil, sınırsız fırsatların olduğu bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Tarlasına küstürülen çiftçi kardeşlerim, hiç merak etmeyin.

Çiftçinin yeniden milletin efendisi olduğu, kendi kendine yeten bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Sürekli ayrıştırılmaktan, kutuplaştırılmaktan bıkan kardeşlerim hiç merak etmeyin.

Seçmenin terörist değil, yeniden velinimet olduğu bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Sessiz dostlarımıza yönelen caniliğin, son bulmasını bekleyen, hayvan sever kardeşlerim, hiç merak etmeyin.

Hayvanların eşya statüsünden kurtulduğu, canlı dostu bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Yanan ormanlarımız için, canlarını ortaya koyan kardeşlerim, hiç merak etmeyin.

Cennet doğamız, cennet kalsın isteyenlerin yönettiği bir Türkiye’ye kavuşacağız.

Biz hazırız.

Aziz milletim, değerli dava arkadaşlarım; hiç merak etmeyin, biz hazırız.

Vizyonumuzla, projelerimizle, çözümlerimizle, liyakatli kadrolarımızla biz hazırız.

Türkiye’yi barıştırmaya, makulde buluşturmaya, dünya ile zenginlikte yarıştırmaya biz hazırız.

Toplantımızı şereflendirdiniz,

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.