Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Kadın ve Aile Politikaları Başkanlığımız tarafından düzenlenen,
“Kadın, Hayat ve Adalet” adlı panelimizde konuştu.
“Kadın, Hayat, Adalet” başlığıyla düzenlenen bu anlamlı panelde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Burası yalnızca bir toplantı salonu değildir.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen cesur, onurlu ve mücadeleci kadınların sesinin yükseldiği bir buluşma noktasıdır.
Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Bu kürsüden yalnızca sizlere değil; emeği görünmeyen kadınlara, şiddete maruz kalanlara, çocukları için adalet bekleyen annelere, hayallerini gerçekleştirmek isteyen genç kızlara ve eşit bir hayat isteyen bütün kadınlara sesleniyoruz.
Çünkü biz biliyoruz ki Türk kadını tarih boyunca sadece hayatın içinde yer almamış, tarihin akışını değiştirmiştir.
Türk tarihine baktığınızda bunu açıkça görürsünüz.
Tomris Hatun’un devletini savunan iradesinde görürsünüz.
Türk devlet geleneğinde hatunların yönetimdeki söz hakkında görürsünüz.
Cumhuriyet’e giden yolda, Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu günlerinde Türk kadınının yazdığı destanlarda görürsünüz.
Kara Fatma’nın cesaretini, Halide Edip’in meydanları ayağa kaldıran sözünü, Şerife Bacı’nın vatan uğruna verdiği fedakârlığı, henüz çocuk yaşta cepheye koşan Nezahat Onbaşı’nın kararlılığını görürsünüz.
Kadim Türk tarihinde kadın; geri planda bırakılan değil, milletin kaderine yön veren bir güç olmuştur.
Türk töresinde kadın, erkeğin arkasında değil, yanındadır. Gerektiğinde ise en önündedir.
Ama bugün şu soruyu sormak zorundayız:
Böylesine köklü bir mirasa sahip bir ülkede, kadınlar neden hâlâ şiddet korkusuyla yaşamak zorunda kalıyor? Neden her gün bir kadın hayatını kaybediyor? Neden kadınların haklarını güçlendirmesi gereken politikalar zayıflatılıyor?
Türkiye’de kadın meselesi yalnızca bir sosyal politika konusu değildir.
Bu mesele aynı zamanda bir demokrasi meselesidir. Bir insan onuru meselesidir.
Kadınların güven içinde yaşayamadığı bir ülkede adaletten söz edemezsiniz. Kadınların eşit fırsatlara sahip olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edemezsiniz.
Ülkemizde kadın cinayetleri hâlâ en ağır toplumsal sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Her gün bir kadının hayatını kaybettiği bir ülkede yaşıyoruz.
Kadınların korunması gereken mekanizmaların zayıfladığı bir tartışma ortamının içindeyiz.
Biz böyle bir tabloyu kabul etmiyoruz. Ve asla kabul etmeyeceğiz.
Kadınların yaşam hakkını korumak devletin en temel görevidir.
Ama mesele sadece güvenlik meselesi de değildir.
Kadınların ekonomik hayata katılımı, eğitimde fırsat eşitliği, siyasette temsil gücü de en az güvenlik meselesi kadar hayati önemdedir.
Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı hâlâ gelişmiş ülkelerin gerisindedir. Kadın girişimciliği yeterince desteklenmemekte, kadın emeği hak ettiği değeri görmemektedir.
Kadınlara “evde kal” diyen bir anlayış Türkiye’yi büyütemez.
Kadınları hayatın dışına iten bir anlayış Türkiye’yi güçlendiremez.
Bizim anlayışımız nettir.
Kadınların güçlü olduğu Türkiye, güçlü bir Türkiye’dir.
Kadınların özgür olduğu Türkiye, gerçekten özgür bir Türkiye’dir.
İYİ Parti olarak biz; kadınların yalnızca hayatta kalmak için değil, eşit ve onurlu bir yaşam sürmek için mücadele etmek zorunda kalmadığı bir Türkiye istiyoruz.
Kadınların şiddetten korkmadan yaşayabildiği, eşit işe eşit ücret alabildiği, girişimcilikte desteklendiği, siyasette ve karar alma mekanizmalarında güçlü şekilde temsil edildiği bir Türkiye istiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki kadınların güçlenmesi yalnızca kadınların meselesi değildir. Türkiye’nin geleceğinin meselesidir.
Değerli katılımcılar,
Gerçekleştireceğimiz bu panel yalnızca sorunları konuşmak için değil, çözüm üretmek için de önemli bir fırsattır.
Kadınların hayatını kolaylaştıracak, onları daha güçlü kılacak politikaları konuşacağız.
Ortak aklı büyüteceğiz.
Ve inanıyorum ki buradan çıkacak fikirler, Türkiye’de kadın hakları mücadelesine güçlü bir katkı sağlayacaktır.
Bizim mücadelemiz nettir:
Kadınların korkmadan yaşayabildiği bir Türkiye. Kadınların eşit olduğu bir Türkiye. Kadınların hayatın her alanında güçlü olduğu bir Türkiye.
Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara verdiği hakları korumak ve daha ileri taşımak bizim tarihî sorumluluğumuzdur.
Bu sorumluluğu yerine getirmek için biz varız.
Ve biliyoruz ki Türk kadını mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmemiştir.
Bundan sonra da vazgeçmeyecektir.


