4 Eylül, 2019

Ekonomi TÜİK üzerinden yönetilemez!

Resmî veriler ekonomimizin son üç çeyrekte ciddi oranda küçüldüğünü gösteriyor.

Son olarak açıklanan 2019’un üçüncü çeyrekteki eksi (-) 1,5 büyüme, resesyonun yerleştiğinin göstergesidir.

İktidar tarafından sürekli seslendirilen 2023 hedefleri çöpe atıldığı gibi, henüz 9 ay önce açıklanan yıl sonu % 2,3’lük büyüme hedefi de, artık hayal oldu.

Geldiğimiz nokta, ülkemizi yönetenlerin, planlama, öngörü ve uygulamada nasıl bir beceriksizlik içinde olduğunu göstermektedir.

Şunu açıkça belirtmeli ve kabullenmeliyiz; sorun, kriz sonrası toparlanma değil, daralan global pazarlarda Türkiye’nin daha kırılgan bir yapıya sürüklenmesidir.

Reel sektörün, uzun ve orta vadeli bir strateji belirleyebilmesi için ekonomik istikrarın ve güvenin sağlanması yegâne şarttır.

Ara malı ve sermaye malı üretimde kullanılan ana girdidir. Bunlarda azalma, gelecek dönemde üretimin düşük seviyelerde kalacağı ve durgunluktan çıkışın zorlaşacağını göstermektedir.

İç talepteki daralma ile birlikte, son aylarda büyümenin lokomotifi olan ihracat değerlerinde de bir zayıflama söz konusudur. İhraç ettiğimiz ürünlerin ortalama kilogram fiyatı 1,15 dolar seviyesine kadar düşmüştür.

Yıllardır etkin bir sanayi politikası ortaya konulmamıştır. Sanayi ve üretimde ortaya çıkan sorunlar, teşvikler, vergi afları ve KKDF destekli kredilerle pansuman edilmektedir.

Sanayinin inovatif, yüksek katma değer yaratan etkin ve verimli çalışan bir yapıya kavuşturulması gerekir.

Ağustos ayı, enflasyonunun, doğalgaz başta olmak üzere zamların da etkisiyle yüksek seyredeceği ilgili bütün kesimlerin beklentisiydi.

- İTO endeksi, İstanbul’da Ağustos ayında perakende fiyatların %2,53 arttığına işaret ederken,
- TCMB beklenti anketi Ağustos’ta %1,26 enflasyon artışı öngörürken,
- Piyasa medyan beklentisi %1,38 artış olacağı yönündeyken,
- TÜFE’nin % 0,86 olduğunu açıklaması “Ekonomiyi TÜİK üzerinden yönetme gayretidir”.

Benzer tespit ve itiraz “büyüme” verileri için de geçerlidir.

ÜFE’deki radikal seyir bilimsel metot kullanıcılarını şaşırtacak derecede temelsizdir.

Bununla birlikte, resmî enflasyon değeri 15,01; benzer ülke grubu (Brezilya, Endonezya, Hindistan ve Güney Afrika) ortalamasının 4 katından yüksektir.

Geldiğimiz nokta, ülkemizi yönetenlerin; planlama, öngörü ve uygulamada, nasıl bir beceriksizlik içerisinde olduğunu göstermektedir.

Sorun tek başına ekonomik olmaktan çıkmıştır.

“Yapısal tıkanma” söz konusudur. 

Türkiye, siyasal iklimi değiştirerek, yeni bir hikâye yazmak zorundadır.

Ve şu bir gerçek ki, önümüzü açacak bu hikâyeyi, ülkemizin ekonomisini bu hâle getirenlerin yazabilmesi mümkün değildir.


Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu
İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı
Bursa Milletvekili