TBMM FAALİYETLERİ
Bedri Yaşar Yerel Basın Hakkında Araştırma Önergesi
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Yerel demokrasinin teminatı olan yerel basınımızın sorunlarının araştırılması ve sorunlara çözüm üretilmesi, yerel basının imkânlarının iyileştirilmesi maksadıyla Anayasa’nın 98. İçtüzüğün 104. ve 105. Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz. 24.09.2018
Bedri YAŞAR
Samsun Milletvekili
GEREKÇE
Türkiye’de ilk örneklerine 19. yüzyılda rastlanmasına rağmen, yerel basın, nitelik ve işlevleri bakımından sürekli tartışma konusu olmuştur. 1860’lardan itibaren resmî olarak çıkartılan yerel gazeteler, Meşrutiyet’in ilanından Cumhuriyet sonrası döneme kadar büyük ölçüde devlet desteğiyle ayakta kalabilmiştir. Yerel basının gelişimi, çok partili dönemle birlikte inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir.
Türkiye’de geçmişi zorluklarla dolu olan yerel basın; siyasal, toplumsal ve ekonomik ilerlemelere rağmen, işlevlerini hala tam olarak yerine getirememektedir. Bu yüzden yerel basının sorunlarını yalnızca teknik ve/veya ekonomik boyutta ele almak yetersizdir. Yerel basının içinde bulunduğu açmazların coğrafyayla olduğu gibi, yayın yapılan bölgenin iç dinamikleriyle ilgili boyutları da vardır. Bunun yanında ülkenin siyasi ve ekonomik yapısı, yerel basın düzenini olumsuz etkileyebilmektedir.
Araştırmalarda genellikle yerel basınla ilgili ekonomik sorunlar öne çıkarılmaktadır. Örneğin 2005 yılında Türkiye genelinde yürütülen bir araştırmada, yerel basın çalışanlarına Türk yerel basını hakkında sorular sorulmuş, ankete katılanların en fazla önem verdiği üç sorun, devlet desteği (ihtiyacı), ekonomik zorluklar ve çalışma şartlarının ağırlığı olmuştur.
Dikkat edileceği üzere, yerel basın çalışanlarının en fazla önemsediği 3 sorundan 2’si basın kuruluşlarının ekonomik yapısıyla doğrudan ilgilidir. 2009 yılında Elazığ örneğinde yürütülen bir başka araştırmaya göre ise yerel medya çalışanlarının mesleğe ilişkin yaşadıkları en büyük zorluk maddi imkânsızlıklardır. Yeniden meslek seçmek zorunda kaldığı varsayıldığında çalışanların yarıya yakınının medya sektörünü seçmek istemediği anlaşılmıştır.
Son zamanlarda yerel basının sorunları üzerine tartışmalar eğitim sorununa doğru kaymaktadır. Diğer meslek alanlarında olduğu gibi gazetecilik alanında da yetişmiş elemana (işgücü) ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak gazetecilik, özgün eğitim gerektiren bir meslek olmasına rağmen, mesleğe girişte gazetecilik alanında eğitim görmüş olma şartı bulunmamaktadır. Gazetecilik yapmak isteyen bir kimse, eğitim seviyesi ne olursa olsun bu işe girebilmekte ve hatta meslekte rahatlıkla yükselebilmektedir. “Herkese açık meslek” olarak nitelendirilen gazetecilik, eğitim bakımından standart geliştirmeyi zorlaştırmaktadır. Türkiye’de gazeteler başta olmak üzere kitle iletişim araçlarının üretim ve organizasyon yapısı bakımından büyük farklılıklar taşıması nedeniyle aynı unvana sahip olmasına rağmen mesleğe hizmet edenler arasında farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Yetenek ve deneyim farklılıkları kaliteyi doğrudan etkilerken, yetişmiş işgücünün yerel basına yönelik ilgisi gün geçtikçe azalmaktadır. Bu durum, yerel gazete yöneticileri ile mesleğe yeni adım atan eğitimli gazeteciler arasında kavrayış farklılıklarına sebep olmaktadır. Ucuz işgücüne yönelen gazeteler çözümü, donanımlı personel yerine günü kurtaracak çarelerde aramaktadır.
Gazeteciliğin bitmeyen tartışma konularından birisi de etiktir. Haber etiği, basın etiği veya medya etiği şeklinde kavramsallaştırılan bu alan, kitle iletişim araçlarının işleyiş ve yapısına en çok zarar veren sorunların kaynağı durumundadır. Yaygın basında olduğu gibi yerel basında da görülen etik aksaklıklar, gazetecinin hak ve sorumluluklarından haber üretimine, ilan ve reklâm paylaşımından basının siyasetle ilişkisine kadar geniş bir yelpazeye yayılmış durumdadır. Yerel muhabirlerin yaygın basında haber kaynağı olarak kullanılması, haber hırsızlığı, gazetelerin resmî ilân pastasından pay alma çabası, yerel basının tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanılması, naylon kadrolar, yerel basının reklâm aracı olarak kullanılması ve yerel basının siyaset ve propaganda aracı olarak kullanılması önemli etik sorunlar olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında özdenetim, sahiplik yapısı, basın özgürlüğü ve çalışanlarla ilgili sorunlar, medya etiğinin en sorunlu başlıkları arasındadır. Gazete yöneticilerinin meslek etiği algısını ölçmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmada, etik ilkelere uyulmamasının en önemli sebebi eğitim eksikliği olarak belirlenmiştir. İkinci en önemli sebep ise ticari kaygılardır. Araştırmalar, etik sorunların eğitim ve ekonomi başlıklarını da kapsadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca gazete ve okur ilişkisinde güven bunalımının olduğu anlaşılmaktadır. 2011’deki bir araştırmaya göre, yerel gazete okurlarının en az güven duyduğu kurum medya olmuştur.
Gazeteciliğin özgün niteliklerinden uzaklaşan, farklı amaç ve beklentilerle yayınlanan gazetelerin sebep olduğu bir diğer etik sorunsal korsan gazetecilik olarak da ifade edilen gazetecilik anlayışıdır. Bu anlayışta gazeteler, temel işlevlerinden oldukça uzak, kaliteden yoksun içeriklere sahiptir. Bu gazetelerin –ve diğer kitle iletişim araçlarının- kuruluş amacı, siyasi veya ticari çıkar sağlamaktır. Bu tür gazeteler, basınla doğrudan ilgisi olmayan kişilerce yönetilmektedir. Zaman zaman bu gazetelerin silah gibi kullanıldığı, kamusal çıkardan ziyade kurumsal veya kişisel çıkarların ön planda tutulduğu gözlemlenmektedir.
Yerel basının bir başka önemli sorunu, halk tarafından yeterli seviyede ilgi görmemesidir. Bilindiği gibi yaygın gazeteler gerek içerik özellikleri gerekse teknik özellikleri ile her yaş ve eğitim grubundaki okuyucu kitlesine hitap etmektedir. Bunun yanında gazetelerin bölge sayfaları ve bölge ekleri, yerel gelişmeler hakkında doyurucu içeriklere sahiptir. Tirajların genel olarak düşük seyrettiği göz önüne alındığında, yerel okuyucuya farklı içerikler sunamayan gazetelerin yaygın basının gölgesinden kurtulması mümkün görünmemektedir.
Teknoloji ilerledikçe iletişim alanındaki yenilikler çoğalmakta ve günlük hayatı neredeyse hiçbir boşluğa yer vermeksizin kuşatmaktadır. Özellikle basım teknolojilerinin internetle eklemlenmesinden bu yana, gazetecilik alanında devrim niteliğinde gelişmeler yaşanmaktadır. Yeni medya, bu gelişimin son ve en çarpıcı ayağını oluşturmaktadır. Yeni medya çağında yalnızca medya profesyonelleri değil, aynı zamanda okuyucu, izleyici durumundaki kitleler de üretim süreçlerinin bir parçası haline gelmiştir. Yerel basın bu gelişmeleri takip etme eğilimindedir. İnternetin evrensellik iddiası yanında yerel gazeteler, taşıdıkları özellikleri muhafaza etmek kaydıyla yayınlarını sanal ortama taşımaktadır. Buna rağmen gazeteler, internet teknolojisinin getirdiği imkânları ideal seviyede kullanmaktan uzaktır. İnternet kullanımı yaygınlaştıkça, gazetelerin baskı sayısı olumsuz etkilenmekte, düşük tiraj sorunu gazeteler için adeta kronik bir hastalığa dönüşmektedir. Yerel gazetelerin ayakta kalabilmesinde, yeni iletişim teknolojilerini kullanabilme becerilerinin de etkili olacağını söylemek mümkündür.
Haber verme başta olmak üzere iktidarın denetimi ve kamuoyu oluşturma işlevlerine sahip olması nedeniyle basın, demokratik toplumlarda önemli bir erk olarak görülmektedir. Yaygın basında olduğu gibi yerel basının da yerel yönetimlerin denetleyicisi olma özelliği vardır. Kentte meydana gelen gelişmeler, belediyelerin çalışmaları, etkinliklerin halka ulaştırılması gibi konularda halkı bilgilendiren yerel basın, diğer taraftan yapılan çalışmaların halk tabanındaki yansımalarını değerlendirir ve gündeme taşır. Ancak yerel gazetelerin sahiplik yapısı ve gelir kaynakları dikkate alındığında, yerel basının işlevini yerine tam olarak getirebildiğini söylemek oldukça güçtür.
Gazetelerin, demokratik toplumlarda önemli bir güç olduğu gerçeğinin suiistimal edildiği ve çıkar ilişkilerinin, gazetecilik uygulamalarını zayıflattığı açıktır. Bu nedenle gazetelerin yayın ilkeleri ve politikalarının dürüstlük ilkesini zedelemesine izin verilmemelidir. Gazeteciliğin temel ilkelerinin çiğnendiği durumlarda yasal süreçlerin yanında yerel düzeyde özdenetim mekanizmalarının harekete geçirilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda gazetecilik meslek örgütleri daha etkin çalışmalar yürütmelidir.
Gazetecilerin eğitim eksikliği veya başka bir ifadeyle yetişmiş eleman eksikliği, akademik eğitim ve bu eğitimin niteliği konularına eğilmeyi gerekli kılmaktadır. İletişim Fakültelerinin sayısının artması olumlu karşılanmakla birlikte, eğitim kalitesi ve sektörle olan ilişkiler yeniden ele alınmalıdır. Üniversite-sanayi işbirliğinin bir benzeri akademi-basın sektörü için de düşünülebilir. Bu doğrultudaki çalışmaların artması ve daha da önemlisi çeşitlenmesi sektör için olumlu sonuçlar ortaya koyabilir.
Yerel basınla ilgili özendirici çalışmaların başta devlet olmak üzere ilgili kurumlarca daha geniş ölçekli ve rekabet temelli ele alınması gerekmektedir. Örneğin seminer ve eğitimlerin yanında rekabeti arttıracak yarışmalar çoğaltılmalıdır.
Resmî ilanların yıllardır yerel basını ayakta tutan önemli bir ekonomik destek olduğu gerçeği unutulmadan, bu ilanların dağıtım şartları gözden geçirilmelidir. Konuyla ilgili sektörden görüş alınarak yeniden düzenlemeye gidilmesinin yararlı olacağı açıktır.
Yerel basınla ilgili çalışmaların, farklı çalışma grupları üzerinden çeşitlendirilmesi gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki; yerel basının gelişmiş olması ve güçlenmesi, yerel iletişimi arttırmakta, bu iletişim yerel yönetimi etkilemekte, bu da yerel demokrasinin, yerel demokratik yönetimin güçlenmesine ve halk tarafından benimsenmesine yardımcı olmaktadır.
Belirttiğimiz tüm bu sebepler doğrultusunda, Anadolu basınının sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara çözüm geliştirmek maksadıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bir Araştırma Komisyonu kurulması gerekliliği doğmuştur.