1 Mayıs, 2019

İYİ Parti, çalışma hayatımızda karşılaşılan sorunları bilmekte ve meclisteki grubuyla sık sık parlamentonun gündemine getirmektedir.

Bugün, 1 Mayıs, İşçi ve Emekçilerin Bayramı, Emek ve Dayanışma Günü.
Konuşmamın başında, burada olan olmayan tüm basın emekçilerinin 1 Mayıs Bayramını kutluyor, bu vesileyle fikirlerinden dolayı ceza evlerinde yatan, işten atılıp kalemi ve ekmeği elinden alınan tüm basın emekçilerine özgürce görevlerini yaptıkları çalışma ortamı temenni ediyorum.
Basın emekçilerinin birçok problemi vardır. Saatlerce konuşsak yeridir. Ancak önemli gördüğümüz şu sorunları bugünü vesile bilerek, burada zikretmek ve gündeme getirmek istiyorum;
-    Sermaye yoğun bir hale dönüşen basın yayın sektöründe, basın emekçilerine ödenen sefalet ücretleri,
-    Editöryal bağımsızlığın olmaması ve sansür uygulamaları,
-    Uzun ve yorucu çalışma süreleri, (Nitekim bugün bayram tatilinde olmanız gerekirken burada bulunmanız da bu tespitimizi haklı çıkarmaktadır)
-    İşsizlik ve medya-iletişim eğitimi gören gençlerimizin sektör dışında çalışmak zorunda kalmaları,
-    Yaz aylarına girerken işten çıkartmaların arttığı, böylece trajikomik bir şekilde "Mevsimsel işsizlik"in yoğunlaştığı çalışma şartları,
-    Basın iş yasasına göre çalışanların "Yıpranma hakları"nın tam olarak verilmemesi,
-    Meslek içi eğitim imkanlarından basın çalışanlarının faydalandırılmaması,
-    Terfilerin yetenek ve birikimlerine göre değil de patron ve iktidara yakınlığa göre değerlendirilmesi,
-    Sendikalaşmanın önündeki engeller ve yaşanan baskılar,
basın çalışanlarının süratle çözüm beklediği sorunlardan bazılarıdır.
İYİ Parti olarak, bu sorunların çözümünde her zaman emeğin, alın terinin ve siz basın emekçilerimizin yanında olduğumuzu tekraren ifade etmek istiyorum. 
Kıymetli Basın mensupları, çalışma hayatımızın her alanında büyük problemler vardır. 
Üretimin ve istihdamın süratle gerilediği, haramın, helal kazanca galebe çaldığı "AK Partili yıllar" işsizliğin de en yüksek seviyelerde yaşandığı yıllardır. 
-    15 ve üzeri yaşlardaki işsizlikte yüzde 14,
-    Tarım dışı işsizlikte yüzde 16,
-    Genç nüfustaki (15-24 yaş arası) işsizlikte yüzde 25'e ulaşan oranlarla Cumhuriyet tarihinin rekorları kırılmıştır.
Nitelikli iş bulmanın neredeyse imkânsız hale geldiği, niteliksiz iş gücünün de "Öldüm fiyatı"na çalıştırıldığı ve sefalet ücretlerine mahkûm edildiği ülkemizde, maalesef, işçi ve emekçinin çağdaş standartlarda hayatını sürdürme imkanları kalmamıştır.
AK Partili 17 yıl, çalışana "Ölümün gösterilip, sıtmaya razı edildiği" yıllar olarak anılacaktır. 
İş bulmada "liyakat" ve "ehliyet", yerini "sadakat" ve "teslimiyet"e bırakmıştır. 
İl ilçe teşkilatlarından "hamili kart yakınımdır" diye referans getirmeyen ve AK Partili olmayan birinin iş bulması artık mucizelere kalmıştır.
Hasbelkader işe girmiş olandan ise, adil, objektif iş üretmesi değil, parti ve yandaşlara hizmet etmesi beklenmektedir. 
Ödenen ücretler asgari yaşam standartlarını teminden çok uzaktır. 
Türk Milletinin evlatları, her türlü sosyal güvenceden yoksun AVM ve işçi pazarlarında "Çağdaş köleler" misali, neredeyse "Boğaz Tokluğuna" çalıştırılmaktadır. 
Kendi evlatları ve yandaş çocuklarına "Gemi", diğerlerine de "Kuş yemi"ni reva gören AK Parti iktidarı, çalışma hayatındaki sorunları dillendirmeye ve kendisine müzahir olmayan sendikalara büyük baskılar uygulamaktadır.
İş hukuku ve mevzuat alanı gittikçe daralmakta, yapılan düzenlemeler emekçilerin aleyhine, "sonradan türedi" AK Parti zenginlerinin lehine olmaktadır. 
İktidar, milletin kaynaklarını har vurup harman savurmuş, yandaşlarına peşkeş çekmiş, bugün itibarıyla da işçilerin güvencesi ve "anasının ak sütü gibi helal" olan, işsizlik ve kıdem tazminatları paralarına göz dikmiştir.
"Emeklilikte yaşa takılanlar" meselesi, her seçim öncesi iktidarın çözüm için söz verip, seçim sonrasında caydığı kanayan sosyal bir yaradır. Bu sorunun giderilmesi için İYİ Parti tarafından yapılan tüm girişimler, meclisteki AK Parti ve MHP çoğunluğunca bugüne kadar sürekli engellenmiştir. Bu konunun ısrarla takipçisi olduğumuzu bir kez daha tekrarlıyoruz. 
Yine partimizin girişimleri ile asgari ücrette yapılan ve 2020 lirayı bulan iyileştirmeler, akabinde iktidarın yaptığı fahiş zamlarla çoktan geri alınmıştır. 
Çağdaş iş ve çalışma hayatı standartları açısından ülkemiz AK Parti iktidarınca geri kalmış ülkelerin yoğunlukta olduğu bir alt kümeye düşürülmüştür. 
Bu olumsuz şartlar dolayısıyla, milletimizin kaygıları artmakta, konuşan diller lal olmakta ve işçimiz, emeklimiz 1 Mayıs'ı "Bayram" olarak adlandırmakta zorlanmaktadır. 
Bir sorunu ortadan kaldırmak için ilk yapılması gereken, sorunu doğru tespit etmek, doğru teşhis koymaktır. 
İYİ Parti, çalışma hayatımızda karşılaşılan sorunları bilmekte ve meclisteki grubuyla sık sık parlamentonun gündemine getirmektedir. 
Bundan sonra da siyasi karar ve tercihlerini çalışanın alın terinin ve emeğinin lehinde oluşturmaya devam edecektir.
Değerli Basın Mensupları, sizlerin de tespitidir; sosyal hayatımızın her alanına, maalesef, şiddet egemen olmuştur.
Gün geçmiyor ki, çocuğa ve kadına yönelik şiddet içeren, insanlık dışı haberler işitmeyelim. 
Artan hayat pahalılığı, işsizlik, cehalet, sayıları milyonlara ulaşmış göçmenlerin ülkemize taşıdığı olumsuzluklar ve buna benzer birçok nedenden dolayı insanlarımız hoşgörü, sabır ve birlikte yaşama arzularını kaybetme noktasına gelmişlerdir. 
Geçtiğimiz hafta, İstanbul Küçükçekmece'de, 5 yaşındaki kızımızın uğradığı saldırı, toplumumuzda infial yaratmış, sabırların taşmasına sebep olmuştur. 
Maalesef, insanlarımızdaki öfke kat sayısının ve ayrışmanın arttığını gören ve çözüm üretmeden sessizce seyreden, hatta bu sorunların bizatihi müsebbibi olan bir hükümet ile karşı karşıyayız. 
Adaletin işlemediği, hukukun naçar ya da geç kaldığı durumlarda insanlar "kendi haklarını kendilerinin araması" gibi son derece tehlikeli bir mecraya sürüklenirler ki, bunun anlamı hukuk devletinin, sosyal huzur ve barışın iflas etmesidir.
Unutmayalım ki, annemiz, bacımız, eşimiz, kızımız olan kadınlarımıza yönelik yapılan istismar ve şiddet olaylarının sona erdirilmesi, sadece kadınlara değil, insanlığa olan borcumuzdur.
Kadın insanlık aleminin en kıymetli varlığı, insanlık döngüsünün vazgeçilmezidir.
Çocuklarımız ise en değerli varlığımız, ülkemizin geleceğidir. Onlara uzanan eller milletimizin geleceğini hedeflemiş demektir. 
Artık kangren halini almış bu sorunlar daha fazla seyirci kalınmadan, bir an önce masaya yatırılmalıdır. 
İlk önce kadını, cinsel bir meta, erkek egemen bir toplumun tali bir malzemesi gibi gören bu çarpık zihniyeti terk etmekten başlanmalıdır.
Kadının sosyal statüsünün güçlendirilmesi ve toplum hayatında "eşit ortak" ve "birey" yapılması, milletimizin geleceği olan çocuklarımızın eğitimi, sağlığı, onların korunup geleceğe hazırlanması yelpazenin neresinde olursa olsun tüm siyasi partilerin en önemli sorumluluğudur.
Tarımda çalışan kadınlarımızın sosyal güvencesinin sağlanması ve kadın çalışanlarına doğum borçlanması imkanının verilmesi hakkındaki kanun teklifimiz, İYİ Parti olarak hem istismarlara yönelik cezaların artırılması hem de çocuk istismarıyla ilgili olarak okullara ders konulması hakkındaki kanun teklifimiz, TBMM gündemindedir.
Ayrıca araştırma önergelerimiz ve yazılı sorularımız mevcuttur. 
İYİ Parti olarak, esasen, son dönemlerde kadına ve çocuğa yönelik şiddet, istismar ve cinayetler hakkında toplumsal farkındalığın yükseltilmesini ve faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. 
Bu girişimlerimize tüm partilerin destek vermesini beklediğimizi ve bu konularla ilgili diğer partilerden gelecek teklif ve tasarılara da olumlu yaklaşacağımızı ifade ediyoruz.
Öte yandan, çocuğa ve kadına yönelik şiddetin artması gibi yüce yaradanın "Dilsiz kullarım" dediği hayvanlara yönelik şiddet ve zorbalıkta da büyük artışlar görülmektedir.  
İçinde hayvanlar ile birlikte yaşadığımız tabiat, atalarımızdan miras değil, çocuklarımızın bize emanetidir. Bu emanete sahip çıkmak gelecek nesillere karşı en önemli sorumluluğumuzdur.
Nisan ayı içerisinde Batıkent'te ve Çubuk'ta bazı insan müsveddelerince onlarca köpeğin ve yavrularının zehirlenmesi vicdanları yaralamış, insanımızı insanlığından utanır hale getirmiştir.
Bu katliamları şiddetle ve nefretle kınıyoruz. 
İnancımıza göre, insan "eşref-i mahlukat"tır ve diğer tüm canlılar "yaradanın eseri" olarak O'na emanet edilmiştir. 
Hayvanları acımasızca katleden bu katillerin, aynı zamanda insanlar içinde büyük tehlike oluşturduğunu söylemeye gerek dahi yoktur.
Hayvan haklarının korunması ve ortak barışçıl yaşam alanlarının oluşturulmasını parti programının en temel ilkelerinden biri olarak kabul eden İYİ Parti, vicdan sahibi herkesi derinden yaralayan, bu tür menfur olayların önüne geçilmesi için acil tedbirler üretilmesini ve sorumluların bir an önce cezalandırılmasını yetkililerden beklemektedir.
İYİ Parti Milletvekillerinin vermiş olduğu Hayvan haklarının korunması kanununda değişiklik yapılması yönündeki kanun tekliflerimiz de meclis gündemindedir.
Meclis'teki bütün partilere sesleniyoruz. 
Çağdaş dünyada örnekleri bulunmayan bu katliamların önüne geçmek için kanun tekliflerimizi destekleyin, toplumumuzu bu ayıptan hep beraber kurtaralım.
Seçimlerin üzerinden bir ay geçmesine rağmen, AK Partinin seçim sonuçlarını kabullenmediği ve tekrarlardan müteşekkil itirazlarını sürdürerek kesin sonuçların açıklanmasını engellediği görülmektedir. 
Bu durum toplumumuzda gerginliği artırmakta, zaten pamuk ipliğine bağlı ekonomik ve sosyal dengeleri alt-üst etmektedir. 
AK Partinin demokratik hoşgörü ve siyasi olgunluktan yoksun bu tavrı, insanımızın demokrasiye ve sandığa olan inancını zayıflatmaktadır. 
Öte yandan millet iradesinin tecellisi de engellenmektedir. 
Milletimiz ve çağdaş dünya, gözünü dikmiş, 31 Mart'ta yapılan ve Sayın Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı seçimin kesin sonuçlarının bir an önce açıklanmasını beklemektedir. Her geçen gün sosyal huzurumuz ve ekonomimiz yara almaktadır.
Sözlerimin sonunda, YSK'yı bir an önce, 31 Mart'ta sandıktan çıkmış İstanbullu seçmenlerin iradesini, ilan etmeye davet ediyorum.

Cihan Paçacı
Genel Sekreter