7 EYLÜL, 2018

Genel Başkan Yardımcımız Koray Aydın Gazete Duvar’a Konuştu

İYİ Parti, 24 Haziran seçimlerinin ardından oluşan yeni Meclis’in 5’inci ama en genç partisi. Kuruluşunun üzerinden daha bir yıl geçmeden Cumhurbaşkanlığı ve Meclis olmak üzere 2 seçim, 2’si olağanüstü 3 kongre yaşayan İYİ Parti bu kez de yerel seçim sınavı ile karşı karşıya. Sık sık istifa haberleri ile gündeme gelen İYİ Parti’nin dağılacağı iddiaları konuşulurken partinin yaklaşan yerel seçimde nasıl bir çalışma izleyeceği merak konusu.

En son “yeniden yapılanma” için tüm il başkanlarının istifaya davet edildiği partide tüm bu süreci İYİ Parti’nin teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın ile konuştuk.

Bir partinin 5 yılda yaşayabileceği birçok şeyi 1 yılda yaşamak durumunda kaldıklarını anlatan Aydın’a göre istifalar abartılıyor. Partinin dağılacağı iddialarına, mahalli seçimleri hedef göstererek, “El mi yaman bey mi yaman göreceğiz” karşılığını veren Aydın, daha dinamik, koşan, sokakta mücadele edebilen bir kadroyla çalışacaklarını söylüyor.

“Seçim sokakta kazanılır” diyen Aydın’a MHP’nin AK Parti’ye ittifak çağrısını da sorduk. Ekonomideki olumsuz tabloya dikkat çekerek, AK Parti’nin yerel seçimde zorlanacağı için bir koltuk değneğine ihtiyaç duyduğunu söyleyen Aydın, “İttifakı isteyen Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli değil” dedi.

Peki muhalefet cephesinde bir ittifak arayışı olacak mı? İYİ Parti bu durumda ne yapacak? İYİ Parti’nin ittifak gibi bir niyeti ve bu yönde bir görüşmesi olmadığını söyleyen Aydın, “Ama Recep Tayyip Erdoğan karşıtı seçmenin zaten sandıkta ittifak yapmaya yatkın olduğunu biliyoruz. Bunun yönlendirmesinin nasıl olacağı ayrıca bir planlama gerektirir. Zamanımız var. O planlamayı da yaparız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın’ın sorularımıza yanıtları şöyle oldu:

‘5 YILDA YAŞANACAKLARI 1 YILDA YAŞADIK’

İYİ Parti iç tartışmalar, sık sık yaşanan istifa haberleri ile gündemde. En son genel merkez il başkanlarının tamamını istifaya çağırdı? Neler oluyor İYİ Parti’de?

Ben bütün bu yaşadıklarımızı sağlık işareti olarak görüyorum. İYİ Parti’nin olumlu yönde, müthiş bir ilerleme kaydedeceği bir zemin inşası olarak görüyorum. Bu zemin inşasının da şu an çok profesyonelce yürütüldüğünü düşünüyorum. Daha 1 yaşını doldurmayan İYİ Parti bugüne kadar belki 5 yıllık süre içinde yaşanabilecek her şeyi yaşadı. İl ve ilçe örgütlerinde çok farklı görüşlerin bir araya geldiği yapı inşa edildi. “Bu parti MHP’nin devamı” diyenler yanılıyor. Şuurlu, bizim verdiğimiz şablona uygun bir yapılanmaydı. Ancak her seçim sonrasında “seçim yorgunluğu” diyebileceğimiz bir durum yaşanır. Yine parti içinde kendilerine bir yere gelmeyi idealize etmiş insanlar vardır. Onlar isteklerine ulaşamayınca siyasetten çekilebilir. Aslında İYİ Parti’de yaşanan da bu. Sayısal olarak ortada büyük bir rakam yok. Toplamda bakınca 200 kişilik kurucular kurulunda 15 civarında bir istifa var. Diğer taraftan Çiğdem Hanım (Çiğdem Özer) gibi özel sektörden gelen bazı arkadaşlarımız da bizlerle görüşerek işlerinin başına döndüler. Profesyonel iş yapan böyle insanların bir parti bağlarının olması çok doğru olmayabiliyor. Bunlar medyada çok abartılı olarak yer alıyor. Bazı arkadaşların istifalarının ise gerekçesinin olmadığını düşünüyorum.

‘TEŞKİLATLAR PARTİLERİN TAŞIYICI KOLONLARIDIR’

İstanbul Milletvekili Mehmet Fatih Şeker’in istifası gibi mi?

Evet, Sayın Şeker’le görüştük. Bunlar bir şey ifade etmez. Biz şimdi yeni bir döneme girdik. İnenler bir birimse -ki bu kadar yok-, binenlerin misli ile olacağını yakında herkes görecek. En son Başkanlık Divanı’mızın illerin istifası ile ilgili aldığı tavsiye kararı önemli bir çalışmanın ürünü, çok stratejik bir karardır. Çünkü teşkilatlar partilerin taşıyıcı kolonlarıdır. Bu kolonlarda bir zafiyet varsa bunun giderilmesi yöneticilerin görevidir. Öngörü gerektirir. Erken tedbir alınır, o taşıyıcı kolonlar sağlamlaşırsa onun üzerinde iş ve eylem yapmak çok daha kolaylaşır.

Bu tavsiye kararına ne ölçüde uyuldu? Kaç il yönetimi istifa etti?

Ben, Başkanlık Divanı kararının uygulayıcısıyım. 81 ilin 81’inde de firesiz bu işlemin gerçekleşeceğini şu anda söyleyebilirim. Üstelik bu tablo İYİ Parti’nin davasına olan bağlılığın üst seviyede olduğunu ortaya koyan çok temel bir göstergedir. Bunu şu an çok köklü siyasi partiler yapsa kolay kolay karşılığını bulamayabilirler.

‘YEREL SEÇİMLERE EN DİNAMİK KADROYLA BİZ GİRECEĞİZ’

İl yönetimlerinin değişmesi partiye ne fayda sağlayacak? Beklentiniz nedir?

Çok faydası olacak. Birincisi yorulanların yerine daha istekli olanlar gelecek. İkincisi kuruluş tecrübesi, seçim tecrübesi yaşayan, dünya kadar krizden geçmiş, adeta çeliğe su vermek gibi bir süreç yaşayan ana kadrolar tüm il ve ilçelerde muhafaza edilecek. Ama bu ana çekirdek kadronun üzerine sahada gördüğümüz, tanıştığımız müthiş bir İYİ Parti gönüllüsü var. Çok istekli, çok inanmış, bir dava kültürü oluşturmuş, Türkiye’nin geleceğini İYİ Parti’de gören muazzam yeni insanlardan takviyeler yapılacak. Çok daha istekli, coşkulu, heyecanlı, hedefe kilitlenmiş, ne yaptığını bilen, kararlı bir teşkilat yapısı ortaya çıkaracağız. Bizim 24 Haziran seçimlerine girerken böyle bir imkanımız yoktu. Şimdi yaşadığımızdan edindiğimiz tecrübelerle mahalli seçimlere en dinamik kadroyla biz gireceğiz.

‘EL Mİ YAMAN BEY Mİ YAMAN GÖRECEĞİZ’

İYİ Parti için “derme çatma bir parti, bir türlü yolunu bulamadı, kesin dağılır, bir kısmı MHP’ye bir kısmı Demokrat Parti’ye gider” gibi birçok iddia konuşuluyor? Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuşmalar iktidar medyasının yönlendirmesiyle oluyor. Maalesef herkes de bu tuzağa düşüyor. Bunların hiçbiri doğru değil. Önümüzde mahalli seçimler var. “El mi yaman bey mi yaman” göreceğiz. Bakalım bunu bunu diyenler mi, yoksa biz mi haklı çıkacağız, göreceğiz. Kuruluş sürecinde de seçime giremezler, şunu, bunu yapamazlar denildi. Öyle şeyler yaşadık ki bu söylenenleri ciddiye bile almıyoruz. Ne yaptığını bilen kararlı insanlarız. Biz kendimiz için değil ülkemiz için uğraşıyoruz. Bizim “ben” derdimiz yok. Ülkemizin geleceğinden endişe ediyoruz. Bunun için samimiyetle bir mücadele veriyoruz. Teşkilatlarımızın şu anda takındığı tavır da bu konuda ne kadar doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. 3 hafta içinde illerdeki örgüt yenilenmesini bitireceğiz. İl teşkilatları tamamlandıktan sonra aksamaların olduğu, revize edilmesi düşünülen bazı ilçe teşkilatlarımız da var. Aynı metotla onları da yenileyeceğiz. Teşkilatımızın tamamını seçimde koşan, her eve giren, sokakta mücadele edebilen, büroların dışında halkın içinde siyaset yürüten bir yapı haline dönüştürmüş.

‘SEÇİM SOKAKTA KAZANILIR, SOKAKTAN ÇIKMAYACAĞIZ’

İYİ Parti olarak yerel seçim çalışma takvimi başlangıcı için 17 Eylül tarihini verdiniz. Nasıl bir çalışma yapacaksınız?

17 Eylül itibariyle Kurucular Kurulu, Genel İdare Kurulu ve Başkanlık Divanı üyeleri ile iki ayrı hafta, Türkiye’nin tüm il ve ilçelerine gideceğiz. Halkın arasına gireceğiz. Dert dinleyeceğiz, konuşacağız. Ben hep söylerim: Seçim sokakta kazanılır. Sokak siyasetine döneceğiz ve sokaktan hiç çıkmayacağız. Artık kahvehaneler, pazarlar bizim mekanlarımız olacak. Mücadeleyi orada vereceğiz. Anladık ki medyadan bize fayda yok. Medyanın yüzde 90’ı haram para imparatorluğuna teslim olmuş, onların kuklası haline gelmiş. Biz de onları dikkate almadan halkın içinde siyaset yaparak bir yere gelmenin mümkün olduğunu Türkiye’ye göstereceğiz.

‘ENFLASYON RAKAMLARI UYDURMA TÜİK SUÇ İŞLİYOR’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Cumhur İttifakı”nın yerel seçimlerde devam etmesi yönünde bir çağrı yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’da “Olabilir” dedi. Siz bu çağrıyı nasıl yorumluyorsunuz? İktidar kanadında olası bir ittifak muhalefet cephesinde de bir ittifak sürecini beraberinde getirir mi?

Türkiye, cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyor. Acı olan, bizi yaralayan, iktidarın, kendi acziyet ve beceriksizliğini dış güçlere bağlayarak koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletine büyük haksızlık yapması. Bir emperyalist ülkenin lideri bir laf etmiş, bizim Dolar, Euro yukarı fırlamış. Böyle bir hikaye yok! Beceremediler, ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Üretim ekonomisi yaratamadılar, 16 yıldır ithalata dayalı bir ekonomi var. Bu işin sonunun buraya varacağını yıllardan beri söylüyoruz. Söz bitti, yıkım başladı. Yıkım bu kafayla düzelmez. Dolar 7 liraya, Euro 8 liraya dayanmış. Ne olacağını ne Cumhurbaşkanı ne de ekonomiyle ilgili yetkililer biliyor. Enflasyonu tek haneli rakamlara getireceklerini söylüyorlar. Geçen ay itibariyle 59 milyar dolar cari açık var, yıl sonuna 65 milyar doları bulur. 220 milyar dolar ödemen var. Bu açıkla bu parayı nereden bulacaksın. Türkiye büyük bir sıkıntıya doğru gidiyor. Ülkeyi yönetenler de bu gerçeği halktan gizliyor. İddia ediyorum, enflasyon rakamları uydurmadır. TÜİK suç işliyor. Enflasyon şu an yüzde 30 civarında. Bu hızla giderse yılsonunda yüzde 50’yi bulacak. Yanlış rakamlarla halkı kandıran başta TÜİK yetkilileri olmak üzere sorumluların kanun önünde hesap vereceği günlerin uzak olmadığını düşünüyorum.

‘İKTİDAR PARTİSİNİN BİR KOLTUK DEĞNEĞİNE İHTİYACI VAR’

Ekonomideki bu olumsuz tablonun yansımaları her ay artacak. Vatandaş elektrik faturası, doğalgazda bu zammı görecek. Okul hazırlığı var. Yüzde 70’i ithal kırtasiye malzemelerinde zam oranı en düşük yüzde 30-40’larda. Çarşı, pazarda her şeyin fiyatı uçmuş. Değil 15, iki katı enflasyon var. Herkesin cebine uzanmış bir iktidar eli var. Mahalli seçim onlar için zor geçecek. Dolayısıyla iktidar partisinin ittifaka ihtiyacı var. Bir koltuk değneğine ihtiyacı var. Gönüllü de bir koltuk değneğine sahip. Arayışa girmesine de gerek yok. Biz o ittifakın devam edebileceğini tahmin ediyorduk, sürpriz olmadı.

‘İTTİFAKI BAHÇELİ DEĞİL ERDOĞAN İSTİYOR’

Yerel seçimde ittifak çağrısını yapan MHP lideri Bahçeli oldu ama. İktidar daha sonra “olabilir” dedi. Bu fark etmez mi?

Önce Sayın Bahçeli söylüyor sonra yapıyorlar. Sanki o istiyormuş gibi yapıyorlar. Koskoca iktidar partisi kendisini aciz duruma düşürmemek için bir kobaya ihtiyaç duyuyor. Onu kullanarak böyle bir şekilde ön almasını sağlıyorlar. Bunu erken seçimde de yaşadık. Erdoğan, erken seçimler için “vatana ihanet” derken Bahçeli söyledikten sonra seçim tarihini önerilen tarihin de önüne aldı. Meğerse seçimi isteyen oymuş. Şimdi de ittifakı isteyen Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Bahçeli değil.

‘ERDOĞAN KARŞITI SEÇMEN SANDIKTA İTTİFAKA YATKIN’

İYİ Parti yerel seçimlerde ne yapacak? İttifak söz konusu olur mu?

Yerel seçimlerde sahada aslanlar gibi çalışan, vatandaştan gerçekleri anlatarak oy isteyen, her zeminde gerçekleri haykıran, sözlerinin arkasında durarak mücadele eden bir kitle yaratmak istiyoruz. Bunu yapamazsanız sonraki genel seçimleri de garanti edemezsiniz. Şimdiden aday arayışlarına başladık. Adaylarımızı erken tespit etmek için uğraşıyoruz. Bundan sonra ne olacağı, bundan sonraki gelişmelere bağlı olur. Bizim şu anda ittifak gibi bir niyetimiz, ittifak için bir görüşmemiz yok. Böyle bir niyet içinde değiliz. Ama Recep Tayyip Erdoğan karşıtı seçmenin zaten sandıkta ittifak yapmaya yatkın olduğunu biliyoruz. Bunun yönlendirmesinin nasıl olacağı ayrıca bir planlama gerektirir. Zamanımız var. O planlamayı da yaparız.

‘MECLİS’TE AĞZI BANDAJLANACAK BİR MUHALEFET YOK’

Yeni Yasama dönemine az kaldı. Meclis’te nasıl bir muhalefet göreceğiz?

TBMM’nin yeni yasama dönemi iktidarın nasıl kullanıldığının test edileceği bir dönem olacak. Eğer Meclis kanunlara, içtüzüğe dayalı işlemediği takdirde Türkiye’de yeni bir kargaşa çıkar. İktidarın “ben yaptım oldu”sunu kabul edecek bir Meclis yapısı olduğunu düşünmüyorum. Ciddi direnişler olur. İçtüzüğü değiştirerek hala muhalefetin sesini kesmeye yönelik hazırlık iddiaları duyuyoruz. Bunu ülkemiz adına utanç verici buluyoruz. Konuşmaların 3 dakikaya düşürüldüğü yerde tekrar revizyon yapmayı düşünmek, “ağzı bandajlanmış muhalefet istiyorum” demektir. Bu Meclis’te ağzı bandajlanacak bir muhalefet yok. Buna müsaade edemeyiz. “Ben cumhurbaşkanlığını kazandım, tek adamım, herkes hizaya girer, ben ne dersem o olur” mantığı sürecekse Türkiye ne ekonomik krizini ne adalet sistemini düzeltir ne de dünyada kabul görür. Bu iktidara çok pahalıya mal olur.

‘SARAY’DAKİ RESEPSİYONA CHP DE KATILMALIYDI’

Son olarak seçim sürecinde Saray’a dönük sert eleştirileriniz dikkate alındığında Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki 30 Ağustos resepsiyonuna katılmanız tartışma yarattı. Eleştirilere ne diyorsunuz?

Bunun tartışılacak tarafı yok. Bu tartışılacak konu değil. Çünkü bu devlet, bu millete bağlı insanlarız. Sarayı, Cumhurbaşkanını eleştirebilirsiniz, ama biz milletvekilleri olarak gider Türkiye Cumhuriyeti devletinin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlama şerefini yerine getiririz. Bu Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin imkansızlıkları içinde yapılmış saray kültürüne karşı olmamızı engellemez. Ben 2015 yılında Meclis Başkanvekili iken de Başkanlık Divanı ile birlikte aynı şeyi söyleyerek gittim. İlkelerimiz var ve bunun gereğini yapıyoruz. Bence CHP de orada olmalıydı. Muhalefetin varlığını, gücünü, kararlılığını gösterme, halka hissettirme zeminlerinden çekilerek oraları bir iktidar tarlasına dönüştürmelerini doğru bulmuyoruz. Hem devlet geleneği hem de Türk kültürüne yakışmaz.

Medeniyet yolunun taşlarını
sadece cesurlar döşer...

Meral Akşener

İYİ Parti Genel Başkanı

AYRINTILI BİLGİ