12 EYLÜL, 2018

Parti Sözcümüz Buğra Kavuncu’nun Başkanlık Divanı Toplantısı Sonrası Yaptığı Basın Açıklaması


BASIN AÇIKLAMASI

12.09.2018

DARBE, ASLA KABUL EDİLEMEZ

Sayın basın mensupları,

12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıldönümü olan bugün buradan İYİ Parti olarak bir kez daha sesleniyoruz; Darbe kim tarafından, kime karşı yapılırsa yapılsın, asla kabul edilemez. Darbelerin ve darbe teşebbüslerinin, demokrasimizi nasıl sekteye uğrattığını, toplumsal yapımızda nasıl kapanamaz yaralar açtığını, vicdanları nasıl derinden sızlattığını ve kutuplaşmayı önlemek iddiasıyla yapıldıkları halde, kutuplaşmayı nasıl daha da keskinleştirdiğini bugün tüm çıplaklığıyla görmekteyiz.

HALKIMIZA DOĞRULAR ANLATILMIYOR

Türkiye, döviz kurlarındaki büyük artışın tetiklemesiyle, derin bir ekonomik krize sürüklenmektedir. Bundan sırasıyla tüm kesimler nasibini almaya başladı. Firmalar iflas ediyor, her alanda fiyatlar yükseliyor, işsizlik artıyor. Zaten halkımız, iktidarın verdiği sözlere rağmen piyasaların hala düzelmemesi ve art arda gelen zamlarla, durumun vahametini yavaş yavaş anlamaktadır. Dün açıklanan büyüme rakamlarına bakıldığında, büyümenin temel belirleyicisi, ne yazık ki yine üretim artışı sağlayacak yatırımlar değil, devletin ve vatandaşımızın tüketim harcamaları olmuştur. Ekonomi büyürken, tarım sektörümüzün %1,5 küçülmüş olması ise ülkemizi tarımda dışa bağımlı hale getiren bu hükümet için büyük bir utanç kaynağıdır. Dün açıklanan „fonsuz“ varlık fonu yeni yönetim kurulunda, başkanlığın Cumhurbaşkanına, başkan vekilliğinin damada verilmesiyle adeta mülkün bir aileye kaydığı hissini vermektedir. Felaket tellallığı yapmak istemiyoruz, ancak milletimize doğrular anlatılmıyor.

Diğer yandan derinleşmekte olan krizi çözmek, hasarını azaltmak, süresini kısaltmak mümkündür.

- Öncelikle, ekonomi yönetimi, işin ehline bırakılmalıdır.

- Merkez Bankası tam bağımsız olarak hareket edebilmeli, verdiği kararlar etkisizleştirilmemelidir.

- Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu, yargı bağımsızlığı konusunda hiçbir tereddüt bulunmadığını tüm dünyaya gösterecek adımlar atılmalıdır.

Biz bunları bıkmadan usanmadan anlatacağız. İlk somut adımı da milletimiz, önümüzdeki yerel seçimde, sandıkta atacak. Türkiye’yi düştüğü bu çıkmazdan, milletimiz kurtaracaktır.

İYİLİK KERVANI YOLLARDA

İYİ Parti olarak, uzun ve engebeli bir süreçten alnımızın akıyla çıktık. En önemli odağımız, artık yerel seçimlerdir. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi genel başkan yardımcılarının başkanlığında, milletvekillerimiz, Genel İdare Kurulu ve Kurucular Kurulu üyelerimizden oluşturulan komisyonlar, 17 Eylül’den itibaren illere dağılacak. Komisyon üyelerimiz, illerde yenilenen teşkilatları ziyaret edecek, bölgenin STK’ları ve yerel basınla temas kuracak; yerel seçimler öncesi, teşkilatlarımızla birlikte bölgenin ihtiyaç ve beklentilerini tespit edecek. Komisyon üyelerimiz ayrıca gittiği illerde, ülkenin sürüklenmekte olduğu derin ekonomik krizi, nedenlerini ve çözüm önerilerini anlatacak.

Dün güçlüydük, bugün daha güçlüyüz, yarın daha da güçlü olacağız.

Türk seçmeni yıllardır iki kutuplu bir yapıya zorlanmıştır. Milletimiz de 16 yıldır bu iki zihniyetin arasındaki kavgada, bir tarafı seçmek zorunda bırakılmıştır. Halbuki çağı yakalayan, geçmişin kısır tartışmalarından ülkeyi kurtaracak yeni bir söyleme ihtiyaç vardır. Endüstri 4.0’ın, dijitalleşmenin, robotik fabrikaların konuşulduğu, teknoloji çağının yaşandığı bir dünyada, biz hala çok temel meseleleri konuşuyoruz. Türkiye bir an önce temel meselelerini aşıp, çağı yakalamalıdır. Türk milliyetçiliği, bu hedefe bir an önce ulaşmayı gerektirir. İYİ Parti farklıdır, yenilikçidir ve Türk milliyetçisi refleksiyle, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartına sahip her vatandaşın mutluluğunu ve huzurunu düşünür. Yerel seçimlerdeki çalışmalarımız da bu çerçevede şekillenecektir.

EYYYY AMERİKA MI YOKSA EYYYY ÇİN Mİ?

7 Eylül’de Tahran’da yapılan Erdoğan-Putin-Ruhani Zirvesi, Türkiye’nin genelde Ortadoğu, özelde Suriye politikalarının iflasının belgelendiği bir toplantı olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın kamuya açık bir ortamda gerçekleştirilen oturumdaki ateşkes çağrılarına kulak asan olmadığı gibi, Putin’in adeta “Çatışanlar burada olmadığına göre siz kimin adına konuşuyorsunuz?” yönündeki sorusu, Türkiye’nin içine düşürüldüğü çaresizliğin nişanesi olmuştur.

Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar'ın dün yaptığı, "İdlib'de ateşkes sürecinin mutlaka devam ettirilmesini istiyoruz. İdlib'e karadan ve havadan saldırılar durmalı, ateşkes sağlanmalı" yönündeki açıklama ise İdlib konusunda Rusya ile artık farklı yönlere baktığımız ve farklı koridorlarda koştuğumuzun da ifadesi olmuştur. Tahran’da sadece sorun belirsiz bir vadeye ötelenmiş oldu. Bunun süresini Putin belirleyecektir.

Göç riskine gelince; iktidarın tüm imkanlarıyla İdlib’den çıkış yapmak isteyenleri, Suriye içinde ve Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı operasyonlarından bu yana kontrolümüz altında bulunan bölgelere yönlendirmesi, önem taşıyacaktır.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygur Türklerine yönelik olarak uyguladığı baskılar, Partimizce 7 Eylül günü yapılan basın açıklamasıyla kınanmıştır. Çağrılarımıza iktidar kanadından herhangi bir tepki gelmemiş, açıklamamızdaki kaygılarımız maalesef teyit edilmiştir.

Bu arada ABD yönetiminin de Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygur Türklerine yönelik işlediği insan hakları ihlallerinden dolayı bu ülkeye yaptırım hazırlığında olduğu ortaya çıkmıştır. “Dünyanın beşten büyük olduğunu” savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu durumda “Eyyy Amerika mı yoksa Eyyy Çin mi’’ diyeceğini büyük bir merakla bekleyeceğiz.

GENÇ BEYİNLER GÖÇ ETMESİN

Divan toplantımızda gündeme alınan maddelerden biri de gençlerimizin yoğun şekilde yurt dışına göç etmesi oldu.

Son açıklanan TÜİK verileri, acı bir Türkiye gerçeğini yüzümüze çarptı. Geçen yıla göre Türkiye’den göç eden vatandaşların oranında %42,5’lik artış olduğu açıklandı. Göç eden grupların içinde en yoğun olarak 25-29 yaş arası gençler var. Türkiye’nin geleceğine yön vermesini beklediğimiz nitelikli ve yetişmiş gençlerimiz, bırakın ülkesi için değer yaratmayı, kendi geleceklerini dahi şekillendiremeyecekleri kaygısıyla başka ülkelere göç ediyorlar.

Demokrasinin her geçen gün zayıflaması, adaletin ve hukukun üstünlüğünün yok olma noktasına gelmesi, ekonomi yönetimindeki bilim dışı uygulamalar, dış politikada atılan yanlış adımlar, Suriye politikasının çukura dönmesi ve sonrasında yaşanan demografik değişimler, gençlerimizin ümitlerini giderek azaltıyor ve çareyi başka ülkelere gitmekte buluyorlar.

Kendi deyimleriyle “Türkiye’nin muhteşem bir dönem yaşadığını” iddia eden AKP hükümeti, bu gerçeğin sebeplerini açıklamak zorundadır. En değerli hazinesi olan nitelikli, yetişmiş insan gücünü, dünyada bizdeki gibi heder eden çok az ülke vardır.

Türk milleti için bundan daha önemli bir mesele yoktur. Türk milletinin aydınlık geleceğinin teminatı, yine Türk gençliğidir. Türk milletini bu topraklarda var eden anlayış, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıdır. Gelecek bin yıl daha bu topraklarda var olacaksak, bunu ancak nitelikli Türk gençliğiyle başarmak zorundayız.

Medeniyet yolunun taşlarını
sadece cesurlar döşer...

Meral Akşener

İYİ Parti Genel Başkanı

AYRINTILI BİLGİ