10 Nisan, 2018

10 NİSAN 2018 “SALI TOPLANTISI” KONUŞMASI

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Değerli Basın Mensupları,

Sevgili Dostlarım,

Ülkemizin ve milletimizin güvencesi sevgili gençler,

İYİ Parti’nin “Milletimizle Grup Toplantısı”na hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz.

DEĞERLİ Arkadaşlarım.

Birinci Olağanüstü Kurultayımızı on gün önce yaptık. Tarafsız gözlemciler,

 “Son dönem Türkiye’sinin, milleti merkeze alan  en önemli  ve en gerçekçi siyasi atmosferi “

Şeklinde yorumladılar.

Yüzkırk yıllık Türk siyasi hayatının en baskıcı döneminde, yeni_bir siyasi parti olmanın ötesinde, siyasal hayatımızı yenileme iddiası ve milletimizin talebiyle İYİ Parti’yi kurduk.

Bir_kadro partisi olmaktan ziyade, toplumun merkezi ile siyasetin merkezini buluşturma amacını hedefledik.

Çok şükür ki, beş ay gibi   kısa bir sürede, Milletimizin İYİ Parti’yi sahiplenişine şahitlik ettik.

Evet, beş ay içinde 71 il ve 769   ilçede teşkilatlarımızı kurduk.

İYİ Parti, yeni kurulmuş olmasına rağmen, delegeler ile birlikte yüz bini aşkın teşklat mensubuna sahiptir.

Teşkilatlarımız, kısa dönemdeki, bir milyon altı yüz bin üye hedefinde önemli bir mesafe almıştır.

Bu sayede, on_binlerce vatandaşımızın katıldığı bir kurultay gerçekleştirdik.

Vatandaşlarımız kurultayımıza, masraflarını kendileri karşılayarak katıldılar.

On binlerce vatandaşımız belediye, müteahhit desteği ve zorlaması olmadan,

kendi istek ve arzuları ile kurultayımıza şeref verdiler.

Bizden önce bu salonda yapılan kurultaylarla kurultayımızı karşılaştıranlar,

haklı olarak en büyük ve en gerçek kurultay olarak tanımlıyorlar.

Bu vesile ile vatandaşlarımıza, siyasi partiler adına katılan misafirlerimize,

basın mensuplarına ve yabancı misafirlerimize katılımları nedeniyle  teşekkür ederim.

İYİ Parti olarak belirlediğimiz “Bayrak” ile sembolleşen, “Milletimiz ile İttifak” politikamızın

ve “Bayrak Tutan Herkes ile İttifak “ anlayışımızın coşkuyla karşılanmış olması da çok  dikkate değerdir.

Kurultayımızda yaşanan coşku, ayrıştırıcı  olmayan  bir siyasete ve siyaset diline milletimizin  ne kadar derin bir ihtiyaç duyduğunu da  gösterdi.

İYİ Parti’nin “Toplumun Merkezini Siyasetin Merkezine Taşıma”

hedefinin isabetli olduğunu görmek bizleri ziyadesiyle mutlu etti.

Kapsayıcı siyaset anlayışımızı ve siyaset dilimizi sürdürme kararlılığımız güç buldu.

“Ya Hepimiz - Ya Hepimiz” ve ” 80 Milyon hep beraber” vurgumuz, artarak devam edecek.

Kurultayımız gösterdi ki, Türk siyasetinde artık bir İYİ Parti gerçeği var.

Açıktır, 2019’da ülkemizi “İYİ”ler yönetecek!

1 Nisan Kurultayımızdan sonra,Siyasette hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

Olmuyor da zaten.

Biz, artık iktidarın bilinçaltına yerleşmiş görünüyoruz.

İktidarın bilinçaltına girdiysek, ülkemizi de esaretten kurtarmaya yakınız demektir.

İktidar, ne kadar bizi muhatap almıyor görünürse görünsün,

Rahatının ve huzurunun kaçtığı o kadar açık ki, görüyoruz.

Söyleyeceğimiz tek şey, bizim muhatabımızın millet olduğudur.

Milletten gayrısı boştur, boş!

Hepimiz farkındayız, 1 Nisan kurultayımız iktidarın kimyasını bozmuş, alt üst etmiştir.

Kurultaya yoğun ilgiyi istihbaratıyla öğrenen iktidar sahipleri, kurultayın önüne geçmek için

magazine sığınmak zorunda kalmış, ne kadar yandaş sanatçı varsa

Hatay’a yığmıştır!

Peki sonuç?

İYİ Parti kurultay destanı yazmış, iktidar, şanlı ordumuzu ‘Televole’ programlarına malzeme yapmıştır.

Afrin’den, askerimize büyük saygısızlıkla, Afrinvole çıkarmıştır.

Bu Habur rezaletini de aşmıştır. Yazık. Yazık. Yazık.

Ne yaparsınız ki biz, onların kimyalarını bozmaya devam edeceğiz.

Milletimiz adaletsizlikten, ekonomik çöküntüden rahat uyuyamazken, biz de, iktidar sahiplerinin huzurlu uykularını bozmaya devam edeceğiz!

Şehit evlerinden ağıtlar yükselirken, kışlada, askerimize oyun havası sunanları da

bu millet affetmeyecektir. Bir kenara yazmıştır

Kurultayımızda, ülkemizle paylaştığım mesajlardan bazılarını, yeniden hatırlatmak isterim;

Bizler, iktidardakilerin önlerindeki kamuoyu araştırma sonuçlarından korktuklarını biliyoruz.

Onları ittifak ipine saran şeyin, bizim ayak seslerimiz olduğunu görüyoruz,

Kötüler dışında kimse korkmasın. Bizler bu iktidarın baskı ve zulmü altında ezilen,

sağcısını solcusu ayırmaksızın, milletimizin bütünüyle ittifak yapıyoruz.

Hiçbir siyasi görüş ayırt etmeden, kendimizi, 20. Yüzyılın dar kalıplarıyla değil,

Yüzyılın gerçeklerine göre tarif ediyoruz.

Ekmeğin, suyun sağı solu yoktur. Ekmek ekmektir, su da sudur!

Biz, Alpullu’da dedik ki, “2,5 milyon pancar işçisi, çiftçisi 1 kişiden büyüktür.”

Tıpkı bunun gibi, İstanbul Fikirtepe’de, kentsel dönüşüm diye evleri ellerinden alınıp

ortada bırakılan bin aile de, yandaş sanatçıların organizatörü olarak Hatay’a giden bir müteahhitten büyüktür.

Sayın Erdoğan,

Aileleri ortada bırakan müteahhidi, organizatör olarak yanında taşırken, hiç mi vicdanın sızlamadı?

İşte o bin aile, senin, şehitler varken konser düzenleyen, bir müteahhidinden büyük değil midir?

Büyüktür, hem de çok büyüktür!

Milletimiz, medyayı esir aldığınız için, bir yanda evsiz kalan bin aile varken, diğer yanda, onları evsiz bırakanlarla konser düzenlediğinizi görmeyecek mi sanıyorsunuz?

Görecekler, görecekler! Vicdanların gözüyle görecekler hem de.

Değerli arkadaşlarım,

Böyle bir ortamda, tüm muhalefet partilerini, dikkatli olmaya davet ediyorum.

Zaman, politik hevesler zamanı değildir. Zaman, akılcı politikalarla Türkiye’yi,

uçurumun kenarından kurtarma zamanıdır.

Dolar almış başını gidiyor. Önce, “algı operasyonu” diye milletin zekasıyla dalga geçiyorlardı,

şimdi sesleri çıkmıyor.

On günde dolar 10 kuruş arttı. dört lirayı aştı. Avro da  5 TL’yi geçti.

Diğer yandan reel sektör alarm veriyor.

Türkiye’nin en büyük ve en güvenilir iki holding, ödeme güçlüğüne düştü.

Toplamda 12 milyar dolarlık borcu yeniden yapılandırmak üzere bankalara başvurdular.

 Bir taraftan sıra kimde sorusu cevap  ararken, diğer taraftan bu yükseklikteki geri ödeme tıkanıklığı Türkiye’nin risk primini arttırmaktadır.

Türkiye “ne oluyor” sorusuna açık bir cevap aramalıdır.

Konuyu tartışmalıdır. Zira, soruna  bir finansman konusu olmanın çok ötesinde anlamlar yüklenmektedir.

Hem firmaların marka değerleri hem de rakamların yüksekliği, görmezden gelmeyi ve konuşma yasağını kaldıramayacak seviyededir.

Ekonomiden sorumlu bakanlar, konuşamıyorlar ama elleriyle gözleriyle “imdat” diyorlar.

İktidar, Bakan fırçalayarak milletimizi oyalıyor.

Artık ne ülkemizin içerisinde, ne de ülkemizin dışındaki mali piyasalar iktidarın söz ve fiillerine güveniyorlar.

İYİ Parti iktidar olduğunda, “ben yaptım oldu”cu tavrı çöpe atıp, her işi, itibarı ve güvenilirliği yüksek ehillerine verecek. Milletimiz bilecek ki, birilerinin keyfine, karanlık ilişkilerine göre değil,

olması gerekene göre ekonomi yönetiliyor.

Doğru karar, herkesin susup, bir kişinin konuştuğu ortamlardan çıkmaz. Doğru karar, herkesin fikrini söyleyip, ortak noktada buluşmakla ortaya çıkar. Böylece, gerilimli, stresli ortamlar yerine sağduyu hakim olur.

Değerli Arkadaşlarım,

Kendilerini Türk ordusunun arkasına saklayıp, kahramanlık taslayanlardan, Gazze’deki kıyımla ilgili olarak da somut bir adım beklerdik.

Kameralar önünde, İsrail’e “one minute” demenin ekmeğini yiyip, arka odalarda, İsrail’le anlaşmalar yapanlardan bu ülke kurtulmalıdır.

Buradan, iktidar partisine oy veren, temiz yürekli, mütedeyyin  insanlarımıza sesleniyorum:

Artık, maskeli balonun alkışlayıcıları olmayınız.

Bakın El Aksa Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi,

ne diye bağırıyor;

“Türkiye Hükümeti, İsrail’le anlaşarak, Gazze’deki soykırıma ortak olmuştur.”

Milletimiz, iktidarın İsrail’le anlaşarak, Filistinli Müslümanları gözden çıkardıklarını görmelidir!

Bu bilgileri gizleyenler, Türkiye’ye karşı ihanet içerisinde değil midir?

Yine aynı şekilde, geçen hafta Ankara’da Putin, Ruhani ve Erdoğan’ın katıldığı, Suriye ile ilgili üçlü zirve yapıldı.

Sonuç bildirgesine baktınız mı ne çıktı…

IŞİD terör örgütü, Nusra Cephesi terör örgütü, El Kaide terör örgütü. Eeee, PYD, YPG nerde? Yok…..

Biz Afrin’e niye girdik? Onların tabiriyle niye fethettik? PYD, YPG terör örgütü diye…

Kardeşim, bu sonuç bildirgesinde niye yoklar? Bu nasıl aymazlıktır?

Askerimizin sahada kazandığını, masada mı kaybediyorsunuz? Bu nasıl müttefiklik?

Ya da siz de mi kapalı kapılar ardında PYD, YPG’yi terör örgütü olarak kabul etmiyorsunuz?

Uluslararası arenada bu anlama gelmiyor mu? Altına imza koydunuz mu? Koydunuz…

Nerde peki PYD, YPG?

Bu nasıl aymazlık, sormak lazım değil mi?

Ne iş dönüyor Sayın Erdoğan, ne iş?

Milletin güvenini, hangi işlerde bozuk para gibi harcıyorsun?

Ülkemizin sınırları delik deşik olmuş durumda. İçinde teröristi, suçlusu var mı, bakan yok!

Bir ülke bu kadar korunaksız bırakılabilir mi? Hatay sınırını emniyete alıyorsunuz da,

Iğdır’a neden bakmıyorsunuz? Elbette zulme uğrayanların, umut kapısı olmak zorundayız.

Ancak bu, kendi insanımızın can ve mal güvenliğini tehdit ederek olamaz!

Keza, Doğu Guta’da, Duma’da, bebeklerin, çocukların, insanların öldürülmesi karşısında,

birilerini suçlamakla yetinmek, Türkiye’nin dış politikasına uygun düşmez.

Kimyasal silah ya da başka silahlar fark etmez, hükümetlerin görevi, insanlar, çocuklar ve bebekler ölmesin diye politika yapmaktır.

Sonuçsuz ifadelerle ortada dolaşan Birleşmiş Milletler, sorun çözücü olarak ortaya çıkmalıdır.

Eğer ki, devletler uzlaşamıyorsa, insanların ölümüne seyirci kalınamaz, devletler üstü kuruluşlar, parıltılı sözlerle vakit geçirmek yerine, bölgede bir kalkan oluşturmalıdır.

Değerli Arkadaşlarım,

Türkiye Cumhuriyeti son yıllarda, her anlamda erozyona uğramıştır.

Kurumlar çökmekte, insanlar, ahlaki bunalımların kurbanı olmaktadır.

Caniler serbestçe dolaşıp, mağdurlar kurban edilmektedir.

İktidarın, bu çöküşle ilgili hiçbir sorumluluk almıyor olması, herkesi düşündürmelidir.

Bu çöküşten, tüm kurumlarımız gibi üniversiteler de payını almıştır.

Geçtiğimiz günlerde, akademi dünyasından dört pırıl pırıl insan katledildi.

Onları katleden caniden sorumlu kim?

Allah, vatana hizmet etsin diye, emek verilerek yetiştirilmiş o insanlarımızın

ailelerine sabır versin, akademi dünyasının başı sağ olsun.

FETÖ terör örgütünün, tüm kurumlarda yuvalanmasına göz yuman, bu süreçte onlarla iş birliği yapan iktidar, FETÖ ile mücadeleyi de milletin üzerine bırakmıştır.

Milleti millete karşı muhbir yaparak, suçlu suçsuz birbirine karıştırılmış, kimi suçsuz insanlar ya tutuklanmış, aileleri ortada bırakılmış, ya da canlarından olmuştur.

Bu günahın vebali iktidarın yakasını asla bırakmayacaktır.

Değerli Arkadaşlarım,

Ülkemizi sosyal çöküşten kurtarmak için, ortaya konan çözüm önerilerine bakınca,

bu iktidarın ömrünü doldurduğunu görüyoruz.

Hükümet, “Çocuk İstismarını Önleme Tasarısını” nihayet bu hafta Meclise getirdi.

Adı çocukların istismarını önleme tasarısı ama içinde önlem yerine, işlenmiş suç ve haber yasağı dışında bir şey yok. Ve istismar cezalarına 12 yas sınırı koymak hangi ahlaka sığar?

13, 14, 15, 16, 17 yaşındakiler çocuk değil mi be vicdansızlar? Amacınız nedir.

Ayrıca, suçun önlenmesine dair, ortaya konmuş, dikkate değer bir öneri bulunmuyor.

Bir hükümetin, “çocuk istismarı”, “kadına, yaşlıya, çocuğa şiddet” gibi konularda,

suçlunun cezalandırılması kadar, suçun oluşmasını da önleyici tedbirleri ortaya koyması gerekir.

Bırakın hükümet olmanın gereğini, insan olmanın gereği, suçun oluşmasını önlemektir.

Bizim sosyal politika bakış açımız, mağdur kadın ve çocuğu sığınma evlerine alarak,

onları kendi yuvalarından uzaklaştırarak, bir kez daha zarar görmelerini önlemek üzerinedir.

Mağduru değil, mağdur edeni evden uzaklaştırıp, gözetim altına almanın yollarını bulmaktır.

Evlerimiz, korkup kaçacağımız dört duvar olamaz, içinde huzurla uyuyacağımız, kötünün ve tehlikeli olanın, o duvarın dışında tutulacağından emin olduğumuz, huzur veren yuvalar olmalıdır.

Aynı şekilde, polis teşkilatımız, bir yandan ‘Polis Haftası’nı kutlarken, bir yandan da kendi içlerinde kim hain, kim değil karmaşası yaşamaktadır.

Ülkemizin iç güvenliğinden, can ve mal eminiyetimizden  sorumlu polis teşkilatımızın,

daha huzurlu bir görev ortamına kavuşması lazımdır.

Polis demek emniyet demekse, emniyetin de emniyette olması, her şeyden önemlidir düşüncesiyle,

değerli polis teşkilatımızın polis haftasını kutluyorum.

Buradan çok önemli bir sıkıntıyı da  bu vesile ile dile getirmek istiyorum. Jandarma ve polisimizin terör tazminatlarının 3 aydır yatırılmadığını öğrendim.

Eyy muhterem canını siper ederek can ve mal emniyetimizi sağlayan bu evlatlarımızın  hakkı olan terör tazminatını neden ödemiyorsun?

Muhtarları İspanya tatiline götürecek parayı buluyorsunuz da, benim kahraman polis ve Jandarmamın hakkı olan terör tazminatını neden ödemiyorsunuz?

Aylardır söylediğimiz diğer bir husus da polislerimizin ek göstergelerinin 3600 e çıkartılarak emekliliklerinde bir parça nefes alabilmeleridir. Anlıyoruz ki sizin böyle bir niyetiniz yok. İYİ Parti iktidarında polisimizin ek göstergesini 3600’ e biz çıkartacağız, söz veriyorum.

Değerli Yol Arkadaşlarım,

Ülkemizin en büyük medya grubunda, dün devir teslim yapıldı. Devir edene de, devralana da hayırlı uğurlu olsun diyorum. İnşallah, grubun yeni sahipleri Türkiye’nin geleceğinden sorumlu şekilde

yayıncılık yapacaklardır.

Her ne kadar biz yola, medyaya güvenerek çıkmasak da, “Güvenilir bir medya”, güçlü Türkiye için olmazsa olmaz koşuldur.

Diğer yandan, demokratik siyasetin  özlenen tablosu olarak yorumlanan kurultayımıza , geniş medya tarafından  kör bakılması çok üzücüdür.

Samimiyetle ifade ediyorum, üzüntümüzün asıl sebebi bizi yayınlanmamış olmaları değildir

Bu yasakçılık tek başına  “İYİ Parti neden var” sorusuna, “işte bundan var” cevabıdır.Tek başına  İYİ Partinin varlık nedenidir.

Ancak  bu,  her şeyden önce milletin haber alma hakkının yok sayılmasıdır.

İnşallah partimiz medyanın özgürleşmesini de sağlayacaktır.

Özellikle halkın yüzde 100 ünün vergileriyle beslenen TRT nin, sadece AK Parti’ye hizmeti, sadece  halka değil  hakka da manidardır. Böyle bilinsin, not edilsin.

Konu medya olunca;

Biliyorsunuz geçen ayki televizyon istatistikleri açıklandı. “AK Parti genel başkanının konuşmaları bir ayda televizyonda 48 bin 387 dakika yayımlanmış. Bu günlük 26 saat yapar. Konu bu kadar saat olunca tabii haber saatleri yetmiyor. Haber programlarında o var, yorumlarda o var. Yetmiyor spor programlarında o var. O da yetmiyor sabahki kadın programlarına çıkıyor. E bu da az geliyor, bu sefer eğlence-magazine de el atıyor. Afrinvole programlarına saz arkadaşları ile çıkıyor. Kardeşim bari çocuk programları, çizgi filmler çocuklarımıza kalsın.

Dostlarım,

Bu arada, Ankara’nın orta yerinde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli mimari tanıklarından,

kent kültür ve dokusunun vazgeçilmez unsuru olan Saraçoğlu Mahallesi’nin, betonlaşmaya kurban edilmesinin önüne geçmek için çalışıp, projenin Danıştay’dan dönmesini sağlayan

Mimarlar Odası’na teşekkürü borç bilirim.

Memlekette güzel şeyler de oluyor tabi..

İşte bunlardan biri de Adana Portakal çiçeği festivali. Gönül orada olup, o portakal çiçeklerini koklamak isterdi. Seneye inşallah. Tüm Türkiye'de yorgunluğu, bıkkınlığı atıp festival havası estirmek için gece gündüz çalışmak zorundayız.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Değerli Misafirler,

Milletimizin rahat bir nefes alacağı, ülkemizi yönetenlerin adalet anlayışına,

sonuna kadar güvenebileceği günlere kadar, durmadan ve yorulmadan çalışmak zorundayız.

İYİ PARTİ iktidarının ilk işi, İnşallah Türkiye’ye yakışmayan bu OLAĞANÜSTÜ HAL uygulamasını kaldırmak olacaktır.

Milletimiz ,

“Verildiği Kadar Adalet”,

“Verildiği Kadar Ekmek”,

“Verildiği Kadar Özgürlük” anlayışını reddetmektedir.

Böyle bir kabullendirmeyi, zorlamayı reddetmektedir.

Milletimizin İYİ Parti’den  beklentisi, bu anlayışa millet adına itiraz etmesi ve millet adına reddetmesidir.

İYİ PARTİ bu misyonun çatısıdır.

İYİ PARTİ,  verildiği kadar değil  “Yeterince Adalet” demektedir.

İYİ PARTİ , verildiği kadar değil “Yeterince Ekmek“ demektedir.

İYİ PARTİ, verildiği kadar değil “Onurlu Yaşayacak  Kadar Özgürlük “ demektedir.

İYİ PARTİ iktidarının ilk işi, inşallah, misyonunu tamamlayan ve  Türkiye’ye yakışmayan bu OLAĞANÜSTÜ HAL uygulamasını kaldırmak olacaktır.

Bu duygularla,

Milletimizin ve ülkemizin yolu ve bahtı açık olsun diyorum.

Sağ olun, var olun.

“İYİ’liğe ve “İYİ’lere inanmak ülkemizi kurtaracak…